menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sınıf savaşının kibir cephesi!

51 0
28.03.2026

Misal bu ya; bayram olmuş seyran olmuş, paranız da var, çoluk çocuk ya da tek çubuk, Bodrum’a gidiyorsunuz otomobille. Marmaris’e, İzmir’e, Ayvalık’a, ne bileyim işte, bir yerlere gidiyorsunuz İstanbul’dan.

Kocaeli ve Ankara istikametine dönmeden, sapağı şaşırmadan, Osmangazi Köprüsü’ne varmadan, hemen orada Dilovası tabelası var. Dur yolcu; arsız, hayasız, hoyrat, kibirli, can yakıcı-can alıcı “sermaye”nin elinde, bir nevi köle gibi çalıştırılırken “bir yangının külü”nde yok olmuş yedi kadın işçinin “kokusu” orada.

Kendileri için kokuları süründüklerinden değil; “koku” yani parfüm vb. imalathanesinde oldukları, üç kuruş ücretle orada öldükleri, arkadaşları, sevdikleri, yakınları göz yaşı üstüne göz yaşı döktükleri için!

T24’ten Candan Yıldız, hep kullandığım deyişle, “ölü işçi sınıfı”ndan yedi kadının ölümüne dair duruşmaları izledikten sonra son yazısına şöyle başlamıştı: “Dilovası bu toplumun vicdan davası… Çünkü güçlü ve güçsüzün aracısız, çıplak olarak karşı karşıya geldiği bir dava. Kuralsızlık, kayırmacılık, sömürü, pervasızlık, ayrımcılık, cinsiyetçilik, güç ilişkileri vs. ne ararsan var…”

Bu toplumun “vicdan davaları”nın çoğu, hatta neredeyse hepsi sınıfsal. Çünkü “ne ararsan var” diye sıraladığı her şey, iktidar kankası bir iş adamının on işçiyi betona gömen plaza inşaatında da çıkıyor ortaya; Bursa’da patronun, kaytarmasınlar diye atölyeye kilitlediği kadın işçilerin ölümünde de. Devlet zoruyla bile sömürüye, istismara, ölüme sürülmüş çocuk işçinin emeğinde de!..

Taşerona verilmiş devlet........

© T24