menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tan Oral çiziyor...

18 6
30.01.2026

Diğer

30 Ocak 2026

Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor

Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor

Türkiye'nin önde gelen karikatüristlerinden Tan Oral, çizgileriyle gündemi yorumluyor

30 Ocak 2026

Selahattin Demirtaş

Türkiye’nin etrafı klasik tanımla ‘ateş çemberi’ ve bu çemberde en aktif aktör ABD yani şu anki başkanı Trump. Dünyanın diğer ucundan; Suriye’ye, Irak’a, İran’a ‘ayar vermeye’, yeni düzen kurmaya çalışıyor. Kurmak istediği düzenin o ülkeler ya da insanlarından çok kendi çıkarları ve İsrail’in savunması merkezli olduğu görülüyor. Suriye’de Şara’yı destekliyor; özellikle Paris’te İsrail ile Suriye’yi bir araya getirip anlaşma sağlattıktan sonra. Öncesi de var elbette. Orada yaşayan Kürtlerle uzun süre IŞİD ile mücadele üzerinden götürülmüş ilişki ise neredeyse bitirilmiş durumda. Kurulan-kurdurulan yeni rejimin Araplar dışındaki ‘diğer gruplarla’ (Alevi-Dürzi-Kürt-Türkmen) ilişkileri çok da önemsenmiyor. Buradakilere daha önce yapılan saldırıların-kıyımların bir kısmı ‘yeni düzen içindeki engellenmeye çalışılan radikal gruplar’ olarak açıklanmaya çalışılsa da sorunun daha derin olduğunu herkes biliyor. Uzun süren Suriye iç savaşında yıkılan-ayrışan ülke, almaya başlayan yeni şekliyle de potansiyel bir risk taşıyor kendi içinde de bölgede de.

2025 Kasım ayında yapılan seçimlerden sonra hala başbakanını bulamayan Irak’ta, Maliki’nin isminin anılmasıyla Trump’ın bu ülkeye yönelik de ‘o başbakan olmasın’ temalı tehdit tonu yüksek sesi duyuldu.

Elbette Maliki’nin daha önceki yönetimi döneminde yaptıkları (Şii Sünni kutuplaşmasından yolsuzluk iddialarına IŞİD’in güçlenmesi sürecine zemin hazırlamasına) ülkesini kaosa sokma konusundaki performansı hafızalarda. Ama onun da Irak işgali sonrası ABD tarafından uzun süre desteklendiği de unutulmadı elbet.

Gelelim İran’a. Trump’ın isteğiyle değişik senaryolar eşliğinde müdahale neredeyse kesin gibi. Yıllardır rejimin başta kadınlar ve gençler ülkede yaşayanlara karşı zulmü, son protesto gösterilerinde acımasızca öldürülenler, şiddet uygulananlar elbette kabul edilemeyecek bir nokta. Peki başta ABD medyasına yansıyanlar...

Trump’ın İran’dan öne çıkan ana talepleri ne noktada? Uranyum zenginleştirilmesinin sona ermesi, balistik füzelerin menzilinin-sayısının kısıtlanması, Orta Doğu’da destek verdiği gruplarla ilişkisini kesmesi. İktidara yakın Hürriyet Gazetesi’nde geçen gün yapılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan- Trump telefonlaşmasına dair aktarılan ‘üçlü görüşme formülü’ başlıklı kuliste şöyle bir bölüm var:

"Ankara’ya göre, eğer İran bir adım atarsa -örneğin petrol sahaları ya da teknoloji paylaşımı konusunda ABD ile sınırlı bir ortaklık önerirse- Washington masaya dönebilir. Ancak bunun için İsrail’in seçim baskısının törpülenmesi, İran’ın da kamuoyunu ikna edecek sembolik bir diplomatik manevra yapması gerekiyor."

İran’da yaşayanların uğradığı zulmün, ‘yetkisini kendi ahlakıyla sınırlandırdığını’ söyleyen Trump’ın umurunda olduğunu kaç kişi düşünüyor? Ya da şöyle sorayım Gazze’deki soykırım sırasında neredeydi kendisi? ABD müdahalesiyle yıkılan rejimin yerine kimin gelebileceği, ülkenin ne hale gelebileceği üzerine yapılan fikir egzersizleri korkutucu değil mi? İran’da artık yürümeyen, zulmü her geçen gün artan rejimin değişmesinin halkının dinamikleriyle gerçekleşmesi gerekir.

Türkiye’nin içinde olduğu bölgeyi şekilleyenin-şekillemeye çalışanın ABD ve Trump oluşu, lider ataması dahil her konuda aktif hale gelişi, yakın geleceğe dair de son derece riskli bir durumun habercisi değil mi?

Ya içerisi, Türkiye, memleket? Siyasi olduğu açık tutuklamalar, uygulanmayan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, hasta ve yaşlı tutukluların çektikleri, orta sınıfı yok eden, emekçiyi-emekliyi en basit ihtiyaçlarını karşılayamayacak hale getiren ekonomik durum. CHP Genel Başkanı Özgür Özel CHP’li belediye başkanlarının tutuklandığı andan bugüne toplumu, ‘yaşananlarının büyük çoğunun siyaset mühendisliği........

© T24