menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Osman Kavala’nın bitmeyen hukuk yolculuğu

26 0
27.03.2026

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi 25 Mart Çarşamba günü Osman Kavala’nın başvurusuyla ilgili olarak düzenlediği duruşmada tarafların görüşlerini dinledi. 17 yargıçtan bazıları taraflara sorular sordular. Ayrıca davaya müdahil olarak katılan Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri konuştu.

Duruşma sona erdikten sonra, AİHM’in usulleri gereğince, 17 yargıç müzakereye çekildi. Herkes görüşünü açıkladıktan sonra şikayet konusu her maddeyle ilgili olarak bağlayıcı olmayan “ izhari” (indicative) bir oylama yapıldı. Karar bu oylama sonuçlarına göre yazılacak. Aralarında davanın raportörü ve ulusal yargıcın da bulunduğu bir yazım komitesi kurulacak. Karar yazıldıktan sonra Büyük Daire bir kez daha toplanacak ve karar resmen oylanacak. Öncelik verildiği için kararın yaz ya da sonbahar aylarında çıkması beklenir. Duruşma sonrasıyla kararın açıklanması arasındaki dönem gizli.

AİHM, Kavala davasını üçüncü kere görüşüyor. Osman Kavala tutuklandıktan sonra AİHM’e yapılan başvuruda, AİHM 2. Dairesi Kavala’nın tutuklanmasının makul bir kuşkuya dayanmadığını, tutuklamaya neden olan eylemlerin, Sözleşme’de belirtilen hakların kullanılması niteliğinde olduğunu belirtmiş ve tutuklamanın hukuka aykırı olduğuna (5/1 madde), bununla ilgili incelemenin ulusal yargı organlarınca yeterince hızlı yapılmadığına (5/4 madde), Kavala’nın tutuklanmasının siyasal nedenlerden kaynaklandığına (18. Madde) karar vermiş ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını talep etmişti.

Türkiye, bu karara uymadı ve Kavala’yı serbest bırakmadı. Bunun üzerine kararın uygulanmasından sorumlu olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, “ihlal prosedürünü” uygulayarak kararı yeniden AİHM’e gönderdi. AİHM, Türkiye’nin iyi niyetli hareket etmediğine ve  kararı uygulamayarak, kararların bağlayıcı olduğunu öngören Sözleşme’nin 46. Maddesi ihlal ettiğine hükmetti. Bu kararda AİHM şu hususu vurguladı: “Kavala kararında 5/1 ve bununla birlikte 18. Maddesinin ihlaline hükmedilmiş olması, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili iddialardan kaynaklanan her türlü eylemi, kararı geçersiz kılmaktadır.” Aynı olgulara dayanarak TCK’nın değişik maddelerinin uygulanması, bunun siyasal nedenlerden kaynaklanması, AİHM’in böyle bir karar vermesine yol açmıştı. Böylelikle Gezi olaylarına ilişkin bütün kararlar AİHM bakımından geçersiz.

25 Mart’taki duruşmaya yol açan yeni başvuruda ise Osman Kavala hem ilk başvuruda ihlal kararlarına yol açan şikayetlerin devam ettiğini, hem de Sözleşme’nin ihlaline yol açan yeni konuları bulunduğunu ileri sürmekte.

Duruşmada hükümeti Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın ile Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır savundu.

Abdullah Aydın konuşmasında büyük ölçüde Hükümet’in daha önce türlü vesilelerle ileri sürdüğü görüşleri tekrarladı. Gezi olaylarını “ayaklanma” (insurrection) olarak niteledi. Amacın hükümeti devirmek olduğunu, daha önceden planlandığını, Kavala’nın da bunlara katıldığını, talimat verdiğini, uluslararası kamuoyu yaratmak istediğini söyledi. Bu argümanlar daha önce ileri sürülmüş, somut kanıta dayanmadığından AİHM tarafından reddedilmişti.

Aydın’ın ileri sürdüğü başka bir argüman da Bakanlar Komitesi’nin kararın uygulanmasını görüşürken AİHM’in bu konuyu ele alamayacağı yolundaydı. Oysa devam eden........

© T24