Ya evde yoksan!
"Aşkınla ne garip hallere düştüm / Her şeyim tamam da bir sendin noksan / Yağmur yaş demeden yollara düştüm / İçim ürperiyor, ya evde yoksan..."
Cemal Safi’nin bu ölümsüz dizelerini bir maç yazısına meze yapacağımı hiç düşünmezdim. Ancak o "evde olmayanı" sadece şairin değil, Okan Buruk’un da hiç hesaba katmadığını gördük Trabzon deplasmanında. Sezonun son düzlüğüne girilirken, Okan Hoca’nın hala cebinde bir "Osimhen’siz oyun" planı taşımıyor olması, taktiksel bir eksiklikten ziyade bir kabullenmişlik hali. Aklına başka bir yol, başka bir ihtimal gelmemiş belli ki...
Icardi ve "Orkestra Şefi" Yanılsaması
Sezonun en kritik virajına girilirken; maskeli kahraman Osimhen yoktu ama izinlere doyamayan, Türkiye’de fiziksel jübilesini çoktan yapmış görünüp zihni başka limanlarda gezen bir Icardi vardı sahada. Arjantinli, bir golcüden ziyade orkestra şefi edasıyla el kol işaretleri yaparak takımı yönetmeye çalışırken, aslında takımdan ne kadar koptuğunu kanıtlıyordu. Sahadaki o "hayalet" liderlik, Galatasaray’ın hücum sürekliliğini bir prangaya dönüştürdü.
Eksikler ve "Çok Şeyler"
Trabzon cephesinde Muçi, Batagov ve Oulai’nin yokluğu bir kadro derinliği sorunuyken; Galatasaray’da Sane ve Osimhen’in eksikliği bir "kimlik" sorununa dönüştü. Çünkü bu sezonki Galatasaray denkleminde Osimhen yoksa, sahada hücum presi yok, kaos planı yok, rakip stoperleri hırpalayan o dinamizm yok. Kısacası, Osimhen yoksa "çok şey" yoktu.
Otobandaki Hızlı Otomobil: Pina
Sahi, Galatasaray’da sadece Osimhen mi yoktu? Bence Okan Buruk da teknik alanda değil, bir izleyici koltuğundaydı. 45 dakika boyunca Icardi’nin........
