menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Piyanoda Afgan müziği

4 0
15.02.2026

DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24

Piyanoda Afgan müziği

Jake “akordeonun körük etkisini elektronik klavyeden alamayız. Bende büyükannemden kalma bir akordeon var. Sen becerikli adamsın, çabuk çözersin. Al, götür, bir sonraki seansta gerçek akordeonla kayıt yapalım” dedi

Afganistan ne bahtsız ülke! 100 yıl önceki fotoğraflarına bakıyorsunuz, kravatlı adamlar, modern giyimli kadınlar. Bugünse koskoca ülke bir terör örgütünün elinde resmen rehin…

2000’li yılların başında ABD’de Salaam ve Silk Road adlı gruplarla çalışmalarımdan şu ve şu yazımda söz etmiştim. Bu dönemde Silk Road’un bir konserinde Waheed (Vahit) adında bir Afgan şarkıcı çıktı karşıma. Asıl mesleği farklıydı. Bir şirkette çalışıyordu. Amatör olarak hemşehrilerinin nişanlarında, düğünlerinde ülkesinin şarkılarını söylüyordu. 

Waheed albüm yapmak istediğini söyledi bana. Genç yaşta ölen ünlü Afgan şarkıcı Ahmed Zahir’in söylediği şarkılardan kaydetmek istiyordu. Albümünün aranjörü olmayı kabul ettim. Başladık provalara. O zamanlar internet yeniydi; YouTube, Spotify vb. müzik dinleme siteleri yoktu. Ahmed Zahir’in kasetlerini bulmak kolay değildi. Müzik fakültesinin piyanolu bir odasında buluşuyorduk, Waheed bana şarkıları aklında kaldığı şekliyle söylüyordu, ben notaya alıyordum. 

Bir problemimiz vardı: Waheed ezberden söylediği ve müzik bilgisi olmadığı için bazı şarkıları her söylediğinde farklı geçiyordu! Tekrar eden kısımların tekrar sayısı değişiyordu, şarkının kısımlarının sırası değişiyordu. Her seferinde de “doğrusu böyle” dediği için bana yazdığım notayı silip düzeltmek düşüyordu! Bu durum provaların gereksiz uzamasına yol açtı.

İyi kötü notalar hazır olduğunda Waheed’i Salaam’la tanıştırdım. Arkadaşları formun her an değişebildiği konusunda uyardım, “solisti takip edin” dedim:) Provalarımızı yaptık ve stüdyoya girdik. 

Ne kadar takip etmeye çalışsak da, Waheed’in son anda yaptığı değişikliklerle çalışmak zordu. O gün aksaklıklar oldu, kayıt uzun sürdü ve yarım kaldı.

Albümde ben piyano çalmaya girişmiştim, diğer arkadaşlar da viyola, saksofon, klarnet, bas gitar ve perküsyon. Waheed şarkı söylemenin yanı sıra harmonium çalacaktı. Harmonium, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Nepal gibi Güney Asya ülkelerinde yaygın bir klavyeli çalgı. Waheed’de bir tane vardı, ama akordu bozuktu. İlk tanıştığımız konserde tek başına şarkı söylerken kendi kendisine harmoniumla eşlik etmişti. O şekilde fazla sorun olmamıştı ama diğer çalgılarla yan yana gelince ekşi sesler kulağa batıyordu. 

O tarihlerde oralarda bu çalgıyı onaracak, akortlayacak kimse yoktu. Stüdyocumuz Jake’e “bana MIDI klavyeden akordeon sesi aç” dedim. Akordeonun sesini harmonium diye yutturacaktım hesapta. Sesleri aynı sayılırdı. Jake “akordeonun körük etkisini elektronik klavyeden alamayız. Bende büyükannemden kalma bir akordeon var. Sen becerikli adamsın, çabuk çözersin. Al, götür, bir sonraki seansta gerçek akordeonla kayıt yapalım” dedi.

Kabul ettim, Jake’in akordeonunu eve götürdüm ve çalışmaya koyuldum.

Bu süreçte stüdyodaki bir elektrik kesintisinde yaptığımız yarım kalan kayıtlar silindi. Waheed’le grup arasında parayla ilgili anlaşmazlık çıktı. Waheed’le temasımız koptu. Albüm projesi hayata geçemeden rafa kalktı.

Bu deneyimden bana iki kazanç kaldı: bir sürü Afgan şarkısı öğrendim ve akordeon çalmayı öğrendim:)

Öğrendiğim şarkıları sevmiştim. Bari öğrendiğime değsin dedim, onları bir de solo piyano için düzenledim ve albüm yapmak üzere kaydettim. 

Ne var ki bu solo kayıtlardan çok memnun kalmadım. Daha iyisini çalabilirim, dedim kendi kendime. Ancak araya başka projeler girdi, yıllar geçti; bu repertuvarı tekrar çalışana kadar konu soğudu. 

Bunun üzerine daha fazla uzatmamaya karar verdim ve 20 yıl beklettiğim “Afghan Music on Piano” albümümü günahıyla, sevabıyla yayınladım:)

Yazarın Diğer Yazıları

Chopin çalmayı bitirince bu duyduğunuz müziğin o an odada bulunanlardan kimi  betimlediğini tahmin etmeye çalışıyorsunuz:)

Dünyayı Susam Sokağı çocukları kurtaracak

Kötülüğe kötülükle karşılık vermenin kabul edilemeyeceği bir dünya tasavvuruyla yetişmekte olan bir nesil var

"Salon", 18. yüzyıldan itibaren Avrupa'nın seçkin sanatsever ailelerinin evlerinde verdiği yemekli, içkili, müzikli gecelere verilen addır. Chopin, Liszt gibi sanatçılar kariyerlerini bu salonlarda şekillendirmiştir

© Tüm hakları saklıdır.

Kullanım ve Gizlilik Şartları

Dünya Basınında Bugün


© T24