NATO makyajı
Türkiye, Trump’ın “büyük bir hediye çantasıyla” geleceğini söylediği NATO Zirvesi’ne hazırlanıyor.
Cumhurbaşkanı gelecek diye çimlerin yeşile boyandığını görmüştü bu gözler.
Ya da daha bu yılın başında…
6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan deprem bölgesine gidecek diye bitmemiş binalara, bitmiş halinin fotoğraflarının asıldığını gördük.
Tamir edilmesi gereken köprülerin giydirildiğine tanıklık ettik.
Üç yılda yapılmayan, üç haftada yapıldı.
Apar topar asfalt döküldü.
Ağaçlandırmalar, boyamalar, kapatmalar, giydirmeler…
Her şey, gören göz güzel görsün diyeydi.
Arkasından yollar çöktü.
Ne de olsa “görünmemişti”.
“-Miş gibi”lerin ülkesiyiz işte.
Şimdi aynısı NATO Zirvesi öncesi Ankara’da yaşanıyor.
Aslında şöyle özetleyebiliriz olanları:
Başkent hazırlanmıyor, adeta saklanıyor.
Yollar asfaltlanıyor.
Peyzaj çalışmaları yapılıyor.
Liderlerin geçeceği güzergahtaki eski evlerin dış cepheleri ücretsiz boyanıyor.
Peki toparlanamayacak gibiyse?
Bu kez reklam panoları devreye giriyor.
Eski binaların önüne yeni, tertemiz bina görselleri yerleştiriliyor.
Araçtan inip de yakından bakılacak hali yok ya…
Dışarıdan bakınca Ankara güzel görünsün yeter.
O eski evler hala orada.
O yoksulluk hala orada.
O çarpık kentleşme hala orada.
Üstünü reklam panosuyla kapatınca, Türkiye’nin gerçeği ortadan kalkmıyor.
Sadece “bakana” görünmüyor.
Daha trajikomik önlemler de var.
En dikkat çekeni Şehir Hastaneleri’nde.
Sağlıkçılar yıllardır “5 dakikada muayene olmaz” diye çığlık atıyor.
Hastalar........
