We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Açlık ordusu yürüyor

3 1 49
16.12.2018

MUSTAFA KEMAL ERSÖZ

Egemenlerden ezilenlere dünya kamuoyunun doğal olarak Fransa’daki “Sarı Yelekliler” direnişine dikkat kesildiği, herkesin meşrebine göre kimilerinin korkuyla, endişeyle, kimilerinin heyecan, umut ve gıptayla süregiden bu eylemleri takip ettiği, üzerine efkârlandığı bugünlerde okyanusun diğer yakasında yoksulların egemenleri en az “Sarı Yelekliler” kadar telaşa sevk eden, paçalarını tutuşturan bir başka direnişi de devam ediyor. Beyaz Saray’ı işgal etmiş Trump’un bir istila girişimi olarak tanımladığı ve yürüyüşün Meksika sınırları içerisinde durdurulmaması durumunda Amerikan Ordusunu Güney sınırlarına sevk edeceği ve sınırları kapatacağına dair yüksek perdeden tehditlerine rağmen Orta Amerika’dan yola çıkan ve yürüyerek Meksika’yı boydan boya kat eden binlerce yoksul göçmen, tüm sabotaj ve engelleme girişimlerine karşın ABD’nin Güney sınırlarına ulaşmayı başardılar.

Esasında büyük bir meydan okuma olan bu kitlesel yürüyüş eylemi, egemenler ve onların medyalarındaki satılık kalemleri tarafından basite indirgenmeye, karalanmaya çalışılsa da bir yanıyla küresel ölçekte günümüzün en önemli krizlerinden biri olan göçmen sorununu, kitlesel olarak yürüyen insanlar vasıtasıyla bir akın halinde sembolize etmesi bakımından diğer yandan ise hedefine herhangi bir yerel hükümeti yahut bölgesel ittifakı değil de göçmen sorununun yegâne müsebbibi olan küresel iktisadî düzeni, yani kapitalist-emperyalist sistemi koyarak güçlü, yeni, çığır açıcı ve etkili bir meydan okuma anlamını taşıyor diyebiliriz.

Zira açıkça bir başkaldırı, ifşa ve dahi meydan okuma eylemi olan bu uzun yürüyüş hedefine bir yandan ABD kuklası hükümetlerce idare edilen, her biri “serbest piyasaların” boyunduruğunda bulunan, yurttaşlarının en temel ihtiyaçlarını ve haklarını karşılayabilmekten aciz ABD sömürgesi Orta Amerika devletlerini hedefine koyarken, onları bir terk ediş, onlardan kopuşu ifade ederken, diğer yandan ise tüm dünyayı kıskacı altına almış olan ekonomik, siyasal düzenin Babil’i olan, küresel düzenin ve statükonun hamisi, aynı zamanda jandarması olan ABD’ye yönelerek onun kurduğu, koruduğu düzenine, dahi yasalarına karşı bir başkaldırıyı, ihlali ve tekrar pahasına meydan okumayı ifade ediyor. İşte bölgesel basit bir yürüyüş olarak algılanabilecek bu eylem, bahsini ettiğimiz hasletleriyle tüm bir kapitalist-emperyalist sistemi sanık sandalyesine oturtuyor. İfşa ediyor, yargılıyor diyebiliriz.

Geniş planda yukarıda bir özetini vermeye çalıştığımız anlamları olduğunu söyleyebileceğimiz bu meydan okuma eyleminin daha dar ölçekte yerlerinden, yurtlarından edilmeye zorlanmış, göç etmeye mecbur kalmış mültecilerin, hayatları pahasına göze aldıkları yolculukları boyunca yaşadıkları zorlukları, saldırıları da gözler önüne sermeyi, gündeme taşımayı başardığını söyleyebilmemiz mümkün görünüyor. Öyle ki Ekim ayının sonlarında Honduras’tan yola çıkan kadınlar, erkekler ve çocuklardan oluşan göçmen kafilesi, hem kendi ülkelerinin sınır güçleri, polislerince saldırıya uğradılar; hem de Meksika içerisindeki yürüyüş boyunca Meksika devletini ve........

© Siyasi Haber