Sağlıklı evlilikler için sınırlı seviyede boşanma gereklidir: Schumpeter’in anısına
Boşanma ülkemizde aile kurumunun çözülmesi olarak görülüyor. Fakat buna rağmen aşağıdaki Şekil 1’de gösterdiğim gibi ülkemizde boşanma oranı artıyor. Gerçekten de bireysel düzeyde o evliliğin başarısızlığı olarak görülebilir. Oysa toplumsal düzeyde belirli seviyedeki boşanma evliliklere disiplin sağlayarak evlilik kalitesini artırabilir.
Şekil 1. Kaba Boşanma Hızı
Kaynak: TÜİK Boşanma İstatistikleri
Bu iddia kulağa paradoksal gelebilir. Sonuçta boşanma, bir evliliğin sona ermesidir. Nasıl olur da evliliği güçlendirebilir?
Bu soruya cevap vermek için iktisatçı Joseph Schumpeter’in meşhur “yaratıcı yıkım” kavramını hatırlamakta fayda var. 20. Yüzyılın en büyük iktisatçılarından kabul edilen ve evrimsel bakış açısını iktisata taşıyan Schumpeter’e göre dinamik ekonomik hayat yalnızca bol üretim ile olmaz; ekonomik yapının dinamizmi ve canlılığı için aynı zamanda eski ve verimsiz yapıların ortadan kalkması gerekir. Bundan dolayı, yeni işletmeler ortaya çıkarken, başarısız olan, kar edemeyen eski işletmeler piyasadan silinir ve silinmelidir. Bu yıkım ilk bakışta olumsuz görünse de zarar eden işletmeler açısından sancılı da olsa uzun vadede sistemin yenilenmesini ve daha verimli hale gelmesini sağlar. Schumpeter buna “yaratıcı yıkım (creative destruction)” adını verir.
Evlilik gibi toplumsal kurumlar açısından bakıldığında benzer bir mantıktan söz etmek mümkündür. Boşanmanın hukuken ve toplumsal olarak mümkün olduğu bir dünyada eşler, ilişkilerinin sürdürülebilirliği konusunda daha fazla sorumluluk taşırlar. Çünkü evlilik artık yalnızca girişin mümkün olduğu bir kurum değil, aynı zamanda çıkışın da mümkün olduğu bir kurumdur.
Tarih boyunca özellikle Hristiyanlarda daha önceki yazımda belirttiğim gibi boşanmanın son derece zor veya imkânsız olduğu dönemler yaşandı. Böyle sistemlerde mutsuz eşler çoğu........
