Adalete erişim engellenmemeli
Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya’nın Süleymancılar Cemaatine ve Furkan Vakfına yönelik operasyonlara ilişkin eleştirel mesajları dolayısıyla X hesabına erişim engeli getirildi.
Adana 1. Sulh Ceza Hakimliğinin talebi üzerine Twitter şirketi tarafından getirilen erişim engeli, birçok bakımdan yanlış ve son süreçte yapılan başka bir dizi yanlışın da göstergesi.
Büyük soruşturma ve dava süreçleri aynı zamanda büyük hataların da yapılabileceği süreçler. Mahkemeler de hatadan azade işleyen ilahi adalet mercileri değil. Bu yüzden de onların kararları da sivil bir gözetim ve denetime tabi tutulmalı.
Yürümekte olan bir davaya müdahaleye izin verilmemesi gerektiğini tartışmaya bile gerek yok. Ama bu kaygıyla eleştirinin önü kesilmeye çalışılmamalı ve kamusal izleme kapsamındaki tenkitler de adaletin tahakkukunu engelleyecek manipülasyon ve müdahale ile aynı kefeye koyulmamalı.
Soruşturma ve dava süreçlerinde ifade özgürlüğü neden korunmalı?
Rıdvan Kaya iyi bir insandır, o yüzden erişim engeli koyulmasın demiyorum. (Bu arada gerçekten iyi bir insandır. Her kesimden görüşlerine itibar edip saygı duyduğum isimler arasında o özel bir yere sahiptir. Onunla hemfikir olmadığım konularda dahi şu güveni hep duymuşumdur: O bunu doğru olduğuna inandığı için söylüyor ve bireysel bir beklentiyle hareket etmiyor.) Konumuz açısından ifade özgürlüğünün faydaları sadece adil ve hakkaniyetli insanların ifadeleriyle sınırlı değil. Çerçeve bir değer olarak ifade özgürlüğünün engellenmesi, “kötü” olarak bilinen veya gerçekten öyle olan insanların katkısından da mahrum bırakır bizleri.
“Faydalı bir söz, ekseriya kötü bir ağızdan çıkar” der Schiller. Ekseriya veya değil ama mümkündür, çıkabilir. “Serzenişi, hoş tabiatlı dostlar değil, ekşi suratlı insanlar daha iyi yaparlar. Bundan iyi nasihati sana kimse söylemez” der Sadi Şirazi.
Açıklık ve şeffaflık içinde yürüyen bir adli süreç, onun sayısız göz tarafından izlenmesini ve değerlendirilmesini de gerekli kılar. Özellikle siyasi tartışmayı ister istemez beraberinde getiren bu tür davalarda adaleti tecelli edebilmesi için farklı gözlerin izleyip konuşması önemli.
Arama, gözaltı ve soruşturma süreçlerine dair konuşulması gerekenler var.
Adaletin yerini bulması bakımından kulak verilmesi gereken uyarılar.
Bir meslektaşımın ilettiği “CMK Uygulamaları ve VUK’taki Hassas Denge Üzerine Değerlendirmeler” başlıklı değerlendirme notundan özetleyerek aktarıyorum:
Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında gerçekleştirilen arama, gözaltı ve soruşturma usullerine ilişkin bazı uygulamalar, hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Operasyonların kameralar önünde ve âdeta bir gösteri havasında yürütülmesi; ele geçirilen altın, para, telefon gibi delillerin aleni şekilde sergilenmesi; şüphelilerin kelepçeyle ve görüntü eşliğinde gözaltına alınması, basın yayın organlarının bu görüntüleri servis etmesi yargı kararı olmaksızın toplum nezdinde bir suçluluk algısı oluşturulmaktadır. Bu durum, adil yargılanma hakkının en temel güvencelerinden biri olan masumiyet karinesini ihlâl etmektedir.
Şüpheli kişilerle irtibatlı şirketlere kayyım atanması, bu süreçte ticari itibarın ve ekonomik değerlerin telafisi mümkün olmayan zararlara uğraması,........
