Aslında ne istiyorum? Peki ne yapıyorum?
Pandemi dönemi öncesinde bir kitap yazdım; üniversite döneminde gittiğim İngiltere'de yazmaya başladığım ve Türkiye'de tamamladığım bir kitap.
Kadına şiddetin Türkiye'sinde o kadar çok cinayet haberi, o kadar çok kadına şiddet haberi okudum ki, bir tanesine de yurt dışında denk gelince, içimde biriken kelimeleri bir araya getirdim belki de... İki kadın, iki hikaye! Biri, çok uzak bir coğrafyadan, biri kendi ülkemden iki kadının şiddet, yalnızlık ve ölüm hikayesi. Adı, Kutsallığın Vaazı!
İki hikaye de o kadar kalbe dokunuyordu ki, bir arkadaşımın tavsiyesiyle, Ankara'da bir tiyatro grubuyla görüşmeye başladım hatta ve "sahnelenebilir mi" noktasında konuştuk bir süre ama... Pandemi girdi araya, ardından hayatlar eve çekildi, tiyatro sahnelerinin perdeleri kapandı, insanlar hastalandı, öldü. Kitap da iki hikaye de rafa kalktı!
Ardından gazetecilik dönemim başladı ve raftaki kitabım hep aklımda olsa da, bu defa yorgun ülkem için yazdım, sorunlarla dolu şehrim için de. Hemen her gün köşe yazan ben bile gündeme yetişemezken, kitabımın kadın hikayelerini de kahramanlarını da hayata, aramıza davet etmek pek mümkün olmadı.
Ve, deprem girdi araya!
6 Şubat 2023, saat 04.17...
Hayatlarımızın bizden alındığı o an...
Düne dair her şeyimizin yıkıldığı o sabah...
Ardından başlayan hayatta kalma mücadelemiz...
Tutulmayan sözler ve zaman içinde unutulan bizler...
Ülkem yorgun, depremin karanlığında........
