menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İlber ile Dilber’e Veda

15 0
24.03.2026

İlber Ortaylı hocayı kaybettiğimiz günden bir iki gün önce Dilber’in rol aldığı dizi de final yaptı. Garip bir tevafuk olduğu için bu yazıyı yazmak üzere tuşlara dokunuyorum.

Depremden sonra geldiğim Ankara’da 3 yıl içinde biri TV programında, ikisi panel ortamında, biri de ders sohbeti esnasında geçmişti. Farklı konular olmasına rağmen laf lafı, konu konuyu açmış ve söz “ilmin değeri” salonundan dizilerin, fenomenlerin toplumdaki pozisyonlarına ve gördükleri ilginin çokluğu sahnelerine yönelmişti. Bu meyanda “Yılların emeği, çabası ve çilesiyle yazdığı kitaplara, yaptığı sohbetlere bakarsak mesela bir İlber hocanın takipçi sayısına bir de televizyon dizisinde sahneye çıkıp bir iki dakikalık raks ettiği için takipçi sayısının hocayı kaça katladığına bakınız… Bu toplumda satılan kitap sayısı ile seyredilen eğlence nesnelerinin arasındaki uçurum halimizi özetler” demiştim.

İlber hoca gerçekten ülkemizin değerlerinden bir şahsiyetti. Vefat ettiği hafta Dilberin dizisi de final yapıyordu. Seyrettiğimden değil kanal zaplarken gözüme ilişmişti. Zaten İlber-Dilber karşılaşmasını seyrettiğim için değil takipçi sayısının acayip tavan yaptığını medyadan okuyunca farketmiştim. Bir de pavyon-gazino, bar gibi mekanların dizideki gibi rahat, güvenli ve ilkeli mekanlar olduğunu zannederek oralarda sahne alıp dans ederek para kazanacağını zanneden saftiriklerin müracaatları haber olunca radarımıza takılmıştı.

Maalesef ülkemizdeki bilim adamlarına verilen değer ve gösterilen ilginin yerlerde süründüğü acı bir gerçek. Ata Demirer’in ağzını eğip bükerek mev mev mev öykünmeleriyle İlber hocayı ti’ye almasına epeyi sinirlenmiştim. Türkiye’de komedyenlerimiz, yabancı komedyenlerden intihal ile -Cem Yılmaz gibi- aşırılmış senaryolarla insanları güldürmeye çalışırlar. Seviye zaten yerlerde. Dikkatinizi çekti mi bilmem yerli komedyenlerimizin komedi filmlerine seyircilerden çok o filmde oynayanlar gülüyor ve eğleniyor.

Yukarıdaki 4 paragrafı İlber hocanın vefat ettiği günün ertesinde yazmaya başlamıştım. Fakat Ramazan’ın son haftasındaki yoğunluk sebebiyle yazıyı bitiremedim. Ta ki bayramın 3. akşamında bir aile dostumun doktor oğlu, İlber hocamla ilgili You Tube’da geçen bir konuşmasını yollayana kadar. Fatih Altaylı’nın programında popüler tarihçilerimizden İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı’nın Said Nursî ile ilgili kestikleri ahkâmı dinleyince bu yazının seyrini değiştirdim. Said Nursi ile ilgili soruya cevap verirken Onun yakın tarih içinde Türkçülük veya Kürtçülük akımına kapılmadan kendi hizmet ve hayat anlayışına göre farklı konumda olduğunu söyledikten sonra sözü Risale-i Nurların diline getirip siyak ve sibaktan kopuk cümlelerle yazıldığını, sentaks yönünden bozuk dil kullanıldığını bundan dolayı kimsenin bir şey anlamadığını ancak Said-i Nursi’nin hayatta iken ona talebe olan halifelerin - Nurculukta halifelik diye bir şey olmadığını nasıl da bilmiyorlar şaşırdım- izahatıyla nurcuların risaleyi anlayabildiğini iddia ediyor. Murat Bardakçı hoca araya girip kendisinin bile mütereddit edayla araya kaynak yaptığı şu ifadesi de doğrusu fecaatin ta kendisiydi.........

© Risale Haber