menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kim ki bilir Farisî/ Gider dinin yarısi

36 0
01.04.2026

Yukarıda başlık Osmanlı’da medrese eğitimi almış kişilerin Farsçaya karşı mesafeli duruşlarını yansıtmaktadır. Osmanlı’da ilim dilinde Arapça, edebiyat dilinde Farsça ön plana çıkmış olmasına rağmen, bu iki dilin çok eskiden beri birbirleri ile olan rekabeti Osmanlı topraklarında da devam etmiştir.

Özellikle Emevi döneminde Arap milliyetçiliğinin zirve yapması, Arapların diğer milletlere karşı aşağılayıcı tavırları nedeni ile Fars ve Türklerde Araplara karşı bir tepki oluşmuş,  Şuûbiyye hareketi de Arap milliyetçiliğine karşı gösterilen bir tepkinin sonucu oluşmuştur.

Kâşgarlı Mahmut’un Araplara Türkçe öğretmek amacı ile yazmış olduğu Divanü Lugati’t- Türk adlı eserini yazma sebeplerini de bu zemin üzerinde aramak gerekmektedir.

Arap milliyetçiğinin yükseldiği dönemlerde, Arapçayı yücelten hadislerde de bir artış görülmüştür. “Allah’ın en nefret ettiği dil Farsçadır. Şeytanlar Huzistanlıların (İran’ın bir bölgesi), Cehennemlikler Buharalıların, Cennetlikler ise Arapların dilini konuşur” uydurma hadisi de bu dönemde çok yaygınca kullanılmıştır.

Araplarla arası pek olmayan ve onların kültürlerine karşı bir direnç geliştiren İranlılar, Âdem ile Havva’nın Cennette Farsça konuştuğunu, Cebrail’in Türkçe, yılanların ise Arapça konuştuğunu, Allah’ın gazap ettiğinde vahiy dilinin Arapça, razı olduğunda ise Farsça olduğunu iddia etmişlerdir.

Gerek Yavuz Sultan Selim’in şia anlayışı ile mücadelesi, gerekse Kadızadeler vasıtası ile Arap kültürünün ve anlayışının Osmanlı’da yavaş yavaş etkili olması ve gerekse Ömer Hayyam, Hafız gibi şairlerin şiirlerinde mey, kadın, aşk, içki konularını işlemleri,........

© Pusula Gazetesi