menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Darayya’nın Fedakârlığı

11 0
13.04.2025
JEOPOLİTİK

Esad’ın düşüşü kutlanırken, Şam’ın kenar mahallelerindeki bir aile Suriye’nin özgürlüğü için ödenen bedelin ve daha nicelerinin yasını tutuyor.

ROSABEL CREAN 13 Nisan 2025

Mayada Mattar 14 yıl sonra ilk kez, Arapların evlerinde kutlama zamanlarında bir gelenek olan tatlı tabakları (zerdeçallı rezene bisküvileri, hurma dolgulu susamlı rulolar ve küçük tatlılar) hazırlıyor. Ancak bu seferki kutlama buruk.

Mayada, elindeki tabağı odada dolaştırıp oğlundan bahsederken, “Ghiyath, ‘Rejim düştüğünde lütfen tatlı dağıtın’ dedi” diyor: “O ve arkadaşları kendilerini feda ettiler, keşke bu mutluluğu yaşarken çocuklarım da yanımızda olsaydı. Keşke yıllar önce uğruna savaştıkları zaferi görebilselerdi.”

Şam’ın Darayya banliyösündeki evlerinin oturma odasındaki masada, tabakların yanında, eşi Tayseer Mattar’ın ve Ghiyath, Hazam ve Anas adındaki üç oğlunun büyütülmüş bir fotoğrafı duruyor.

Ghiyath 26 yaşında farkında olmadan, Mart 2011’de yüz binlerce kişinin Beşar Esad’ın iktidarına son verilmesi çağrısında bulunarak ve Baas partisi altında onlarca yıl süren baskının sona ermesi için onur, hak ve özgürlük talep ederek sokaklara dökülmesiyle patlak veren Suriye devriminin sembolü oldu.

Darayya ilk harekete geçen kentlerden biriydi ve sivil aktivizm geçmişiyle kısa sürede binlerce kişinin her hafta Cuma namazından sonra sokaklara dökülerek hükümete bağlı güvenlik güçlerini öfkelendirdiği bir yer haline geldi.

Ghiyath ile İslam Dabbas ve Yahya Shurbaji adlı iki gencin başını çektiği göstericiler güller, su şişeleri ve gösterilere polis olarak gönderilen rejim askerlerine barış mektupları ile donanmışlardı.

Onların sembolik barış eylemleri, 2011 yazına kadar devam eden gösterilerin ilk aylarında Suriye’nin dört bir yanında farklı şehirlerde tekrarlanacaktı. Kimse başlarına gelecek dehşeti bilmeden çok önce.

Genç adamların sivil hak talepleri ve çiçek kampanyalarının çekiciliği, onların ve ailelerinin hükümet güvenlik aygıtı tarafından hedef alınmasına ve taciz edilmesine neden olacaktı. Nitekim üçü de 2011 yılında tutuklandı ve rejim yetkililerinin nezaretinde iken öldürüldü.

Ghiyath ve Shurbaji 6 Eylül 2011 tarihinde birlikte gözaltına alındı. Dört gün sonra Ghiyath’ın parçalanmış cesedi ailesinin evinin kapısının önüne bırakıldı. Eşi iki ay sonra Ghiyath’ın adını taşıyan oğullarını dünyaya getirecekti.

Ghiyath’ın vahşice katli devrimde bir dönüm noktası oldu ve toplumun yanı sıra daha geniş bir alanı etkiledi. Cenazesine aralarında Fransız, Alman ve Amerikan büyükelçilerinin de bulunduğu binlerce kişi katıldı.

O döneme ait gazete haberleri, uluslararası toplumun Esad’ın güvenlik güçleri tarafından uygulanan şiddetin artmasından duyduğu endişenin büyüklüğünü belgeliyordu. Aynı yılın ilerleyen günlerinde, Fransız ve ABD büyükelçileri, diplomatlarının Hama’da bir gösteriye katılmalarının ardından Esad yanlısı gruplar tarafından elçiliklerine saldırılması üzerine Suriye’den çekildi.

Ghiyath’a övgüler yağdırıldı, hakkında bir belgesel yapıldı ve anısına kurulan örgütler bugün hâlâ faaliyet gösteriyor.

İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Ağı’na göre Ghiyath ve Shurbaji, Mart 2011’den Ağustos 2024’e kadar rejim güçleri tarafından gözaltına alınan ya da zorla kaybedilen 136.614 kişi arasında yer alıyor. Ayrıca aynı süre zarfında hayatını kaybeden 231.495 sivil arasındalar.

Kapsayıcı, Demokratik ve Özgür Bir Devlet

Esad rejiminin çöküşünü kabullenmeye çalışan Mattar ailesi ile birlikte pek çok kişinin aklında adalet sorusu var. Birçok insan, İslamcı grup Heyet Tahrir el Şam’dan (HTŞ) Ahmed El Şara liderliğindeki yeni geçici yönetimin, oğullarının 14 yıl önce gösterilere öncülük ederken talep ettiği türden kapsayıcı, demokratik ve özgür bir devletin temellerini atıp atamayacağını görmek istiyor.

Şam’ın güneybatısında yer alan, mobilya atölyeleri ve meyve ağaçlarıyla tanınan bu geniş banliyö, savaşın en kötü zulümlerine maruz........

© Perspektif