menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bölgesel İstikrarın Unutulan Halkası: Gözden Irak, Gönülden Irak Olmasın

11 0
31.01.2026
JEOPOLİTİK

Irak, 2003’teki işgalden bu yana ABD ve bölgesel güçlerin ajandasında bir ara alan. Gelinen noktada Irak, sadece başkalarının hesaplarının kesiştiği bir ülke olmayı sürdürdükçe istikrar üretemez. Irak’ın “gözden ırak tutulmasının” bedelini sadece Bağdat değil, tüm bölge öder.

MEHMET ALACA 31 Ocak 2026

Irak, 2003’teki işgalden bu yana ABD ve bölgesel güçlerin ajandasında bir ara alan. Krizler çıktığında veya dengeler değişirken hatırlanan bu ülke, tam da bugünlerde yeniden kadraja alınması gerekiyor. Spot ışıkları Suriye’de yaşanan hızlı gelişmelere ve İran’a yönelik savaşın ikinci raunduna dönmüşken, Irak’ta bütün iç ve bölgesel dinamikleri altüst edecek bir durum yaşanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın karşı çıkışıyla gündeme oturan Nuri el-Maliki’nin başbakanlık adaylığı, ülkenin dış müdahaleye ne kadar açık olduğunu gösterdiği gibi Washington’ın yeni bölge tahayyülünde arzu ettiği prototipe dair de ipucu verdi. Zira Irak’ın istikrarı, yalnızca Bağdat’ın değil, Ortadoğu’nun tamamını doğrudan etkileyen stratejik bir mesele.

Trump’ın, Irak’ı siyasi tercihleri konusunda sertçe uyarması, Maliki’yi dış baskıya karşı direnişin sembolü haline getirme riski taşıyor. Uyarıya pek çok Iraklı aktörün tepki vermesiyle birlikte, bu tür müdahalelerin Maliki’nin konumunu zayıflatmak yerine meşruiyetini pekiştirebileceği de anlaşıldı. Irak’ta başlayan bir gerginlik bölgede pek çok dinamiği meşgul edecek potansiyel taşıyor. Gerginliğin, hem Ankara’nın çözüm sürecini hem de yeni Suriye’yi etkileyecek ve İran’ın bölgede gerilmesini tersine çevirebilecek mahiyeti var. Bu anlamda Trump’a rağmen bütün tarafların rasyonel kalması bir zorunluluk.

Müdahale etmemek ya da etmemek, bütün mesele bu

Perspektif’te yayınlanan “Irak Siyasetinde Eski Aktör, Eski Kriz: Maliki Yeniden Gündemde” başlıklı son yazımda “Maliki, ABD için sınırları bilinen, refleksleri öngörülebilir ve kriz anlarında kontrol dışına çıkmayan ‘tanıdık’ bir figür. Yeni durumda çok zor görünse de Washington, Irak’ta gerçek bir siyasal dönüşümün maliyetini üstlenmek yerine, sistemin ürettiği sorunlu figürlerle çalışmayı tercih edebilir. Bu ihtimalde ABD’nin istikrardan ziyade, yönetilebilir bir kırılganlığı tercih etmesi Irak için felaket İran için zafer olur.” demiştim. Gerçekten de uzun yıllardır ABD’nin Irak’a yaklaşımı, “yönetilebilir kırılganlık” olarak tanımlanabilecek bir denge üzerine kurulu. Ne tam bir devlet kapasitesi inşa edildi ne de ülkenin çökmesine izin verildi. Mezhepsel ve etnik dengeler gözetilirken merkezi otorite zayıf bırakıldı ama tamamen işlevsiz hale gelmesi de engellendi. Bu yaklaşımın temel amacı, Irak’ın, İran’ın kontrolüne tamamen girmesini önlemek ve Washington için düşük maliyet üretmekti. Ancak Washington’ın başbakanlık konusunda müdahaleyi bu kez kapalı kapılar ardında değil, kamuoyunun gözü önünde yapması, kırılganlığa dahi imkân vermeyecek bir siyasete geçişinin göstergesi.

2006-2014 arasında iki dönem başbakanlık yapan Maliki, kurumsal çöküş, mezhebi kutuplaşma ve sivil-askeri yapıların birbirine geçtiği bir dönemi temsil ediyor. Ancak Trump’ın Maliki, en son iktidarda olduğu dönemde, ülke yoksulluğa ve tam bir kaosa sürüklenmişti. Bunun tekrar olmasına izin verilmemelidir” ifadeleri Maliki karşıtlarının dahi tepkilerine yol açtı. Egemenlik her ülkede olduğu gibi Irak’ta da siyasetin kutsalı. Ancak Trump’ın Irak’ta kaba güç gösterileriyle sonuç dayatma çabası yeni değil. Ocak 2020’de İran’ın Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ile Iraklı milis güçlerin çatı........

© Perspektif