menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

COP31: Türkiye’nin ‘İklim’de İtibar Yönetimi

16 0
01.04.2026

Küresel sistemin kırılganlıklarının arttığı, jeopolitik fay hatlarının derinleştiği bir dönemde, iklim meselesi artık yalnızca çevresel bir başlık değil; aynı zamanda bir güvenlik, ekonomi ve itibar meselesi haline dönüşmüş durumda. Pek çok ülkenin küresel ve bölgesel jeopolitik gerginliklerle ve bu gerginliklerin bir yansıması olan jeoekonomik meselelerle boğuştukları bir dönemde, işte tam da bu nedenle, Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği süreci, klasik bir uluslararası zirve hazırlığının ötesinde, Cumhurbaşkanlığımız, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından çok katmanlı bir ‘itibar yönetimi’ süreci olarak ele alınıyor.

30 Mart Pazartesi günü bir kez daha idrak ettiğimiz Uluslararası Sıfır Atık Günü, bu bağlamda Türkiye’nin son yıllarda inşa ettiği küresel söylemin en güçlü sütunlarından birisini temsil etmekte. Sayın Hanımefendi Emine Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler nezdinde yürüttükleri Uluslararası Sıfır Atık Girişimi, artık yalnızca bir çevre politikası olmanın çok ötesinde; bir ahlaki ve insani bir çağrıya dönüşmüş durumda.

Bu yıl ‘gıda israfı’ temasıyla yapılan vurgu son derece çarpıcı rakamlara işaret ediyor. Dünyada 673 milyon insan açlıkla mücadele ederken, israf edilen gıdanın sadece dörtte biri bile açlık sorununu çözebilecek potansiyele sahip. Bu veri, iklim krizinin yalnızca karbon emisyonlarıyla değil, tüketim alışkanlıklarıyla da doğrudan ilişkili olduğunu gözler önüne seriyor. Daha da önemlisi, Türkiye’nin geliştirdiği söylemin teknik değil, vicdani bir zemin üzerine oturduğunu da teyit ediyor.

Yazının devamı için TIKLAYINIZ!


© Para Borsa