Bu senaryoyu daha önce izledik
Televizyon tarihinde iz bırakan yakın tarihli yapımlardan biri Black Mirror… Dizinin yaratıcısı Charlie Brooker, teknolojinin insan hayatını nasıl dönüştürebileceğine dair distopik senaryolar yazıyor. Dizinin başarısının ardındaki en büyük nedenlerden biri anlattığı dünyanın tamamen hayal ürünü olmaması… Her biri birbirinden farklı olan bölümleri izlerken insanı huzursuz eden asıl duygu da bu. Ekranda gördüğünüz şeyler bilim kurgu gibi görünürken yakın zamanda gerçekten yaşanabilecek kadar tanıdık geliyor.
Yapay zekadan dijital gözetime, algoritmaların hayatımız üzerindeki etkisine kadar pek çok konu önce Black Mirror senaryosu olarak görüldü, sonra gündelik hayatın parçası haline geldi.
Dizinin 2016 yılında yayımlanan üçüncü sezonunda bulunan ‘Hated in the Nation’ bölümü bugün dönüp bakıldığında belki de en isabetli öngörülerden birini içeriyordu.
Türkçe’ye ‘Sosyal Linç’ olarak çevirilen bölüm İngiltere'de nefret edilen Jo Powers adlı bir gazetecinin ölümüyle başlıyor. O sırada sosyal medyada yeni bir etiket (hashtag) yayılıyor: #DeathTo (#Ölsün kampanyası)
İlk bakışta bu, internetin alışıldık öfke patlamalarından biri gibi görünüyor. Hedef seçilen kişiler de çoğunlukla kamuoyunun kolayca nefret edebileceği insanlar. Irkçı söylemlerde bulunan bir siyasetçi, kibirli bir sanatçı, sert yazılarıyla tepki çeken bir gazeteci... Her gün yeni bir isim bulunuyor ve binlerce kişi aynı nefret korosuna katılıyor.
Bölüm ilerledikçe bu hedeflerin gerçekten öldüğünü görüyoruz. Polis soruşturdukça olayların arkasında çok daha büyük bir plan olduğu anlaşılıyor.........
