“Işık için bir Dakika Karanlık” Zamanı
Karanlıkla gelen tehlikeyi tehlikeden saymayan siyasetin parlak ışığa tahammülü yok. Doğa talanını görmezden gelen siyasallaşmış adaletin elinde şimdi bir “Işık” daha rehin. Maden aramak, termik veya nükleer enerji santralları kurmak isteyen özel veya yabancı şirketlerin önünün açılması için insanların topraklarından, ağaçların köklerinden sökülüp atılması umursanmıyor. Giresun’da, Kaz dağlarında, Mezitli ve İkizdere’de görüntüler hep aynı. Ekinini, hasadını, ormanını korumak için gövdesini iş makinalarına siper eden köylüler ve emniyet güçlerinin yerlerde sürüklediği kadınlar. O kadınlar, yüz yıl önce vatan savunmasından kendilerine miras kalan güçle bu defa doğayı koruma savaşında el ele; yürek yüreğe, tek ses haykırıyor: “Dokunma zeytinliklerime, bağlarıma”; “Havama, suyuma, toprağıma dokunma”. Bu, şimdi doğa için savaşanların çağrısı. İkizdere’nin, Giresun’un, Soma’nın ve Eskişehir’in, Ankara’ya ve tüm Türkiye’ye yaptığı bu çağrı cevapsız kalmamalı. “Akbelen yuvamız, vermeyeceğiz” diye direnen İkizderelilere, “Fındık en değerli madenimiz” diye isyan eden Giresunlulara destek, hepimizin vatan ve vicdan borcu. Türkiye’nin geleceğini, tamaha teslim etmemek için ihtiyaç duyulan, uyanış ve dayanışma. Toprağı için mücadele edenlerin azmi yol gösterici. Güçlü bu denli haklı olamamalı.
Bir “Işık” ı daha Mahkûm Etmek
İkizdere muhtarı Necla Işık'ın kızı Esra Işık, şimdi direnişin gücü. O Bebek’teki uyuşturucu operasyonunda değil, Mart 2026 da Akbelen protestolarında tutuklandı. Medya fenomenlerinin yoz görüntülerle kazandığı servete öykünmedi. Kara para ve fuhuş çetelerine karışmadı. İhaleye fesat karıştırmadı, cinayet de işlemedi. Suçu, toprağını, annesiyle, köylüsüyle birlikte haksız çıkar hesaplarına karşı savunmak ve........
