EREM ŞENTÜRK’ÜN DİLİPAK’A YÖNELİK SÖZLERİ TEPKİ TOPLADI
EREM ŞENTÜRK’ÜN DİLİPAK’A YÖNELİK SÖZLERİ TEPKİ TOPLADI
Mirat Haber / İstanbul
Erem Şentürk’ün Mirat Haber yazarlarından Abdurrahman Dlipak’a yönelik sözleri, basında ve kamuoyunda tepkilere sebeb oldu. Erem Şentürk, Fatih Altaylı ve Murat Yetkinle birlikte Abdurrahman Dilipak’ın da ismini vererek, bu kişilerin de ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın İsrail’i öven açıklamalarını değerlendiren bu kişilerin “İsrail çok güçlü Türkiye’nin İsrail’le birlikte hareket edilmesi gerektiğini” söylemiş.. Erem Şentürk “ABD’li senatörden tanıdık sözler” başlığıyla yaptığı YouTube programda “İsrail için Amerika ne diyorsa, bunun aynısını Fatih Altaylı da Murat Yetkin de Abdurrahman Dilipak da söylediler. Yahudiler çok üstün, Yahudilerde çok ciddi bir teknoloji var. Onlarla birlik olmak zorundayız. Onlara itaat etmek zorundayız. Tel Aviv’in kontrolüne girmek zorundayız. Aksi halde büyük düşman bizi yener. Bizi bütün bu tehlikelerden koruyacak tek yer İsrail” diyor..
Basında ve kamuoyunda tartışma konusu olan bu olayı Dilipak’a sorduk.
Mirat Haber-Önce Yeni Akit gazetesi, ardından Habervakti haber yaptı, ve konu sosyal mediada tartışmalara sebeb oldu.. Olayın aslı ne?
Dilipak-Kısaca izah etmek gerekirse, ve iki gazeteci daha ABD’li senatör Lindsey Graham’ın “Türkiye’nin İsrail’le birlikte hareket etmesinin Türkiye’nin yararına olacağı” yönündeki sözlerine bizim destek verdiğimizi söylüyor. “İsrail için Amerika ne diyormuş, bunun aynısını ben de söylüyormuşum.. Yahudiler çok üstün diyormuşum, Yahudilerde çok ciddi bir teknoloji var. Onlarla birlik olmak zorundayız. Onlara itaat etmek zorundayız. Tel Aviv’in kontrolüne girmek zorundayız. Aksi halde büyük düşman bizi yener. Bizi bütün bu tehlikelerden koruyacak tek yer İsrail” diyormuşum….
Mirat Haber: Buna kargalar bile güler. 50 yıldır her gün yazan ve konuşan birinin bu anlama gelecek tek bir sözü varsa bulup çıkarsınlar.
Dilipak: Bütün müfteriler böyledir. Bu taife zihniyet ikizidir. Hz. Meryem’in ve Hz. Aişe’nin iffetine dil uzatanlar, “inanların içine sızmış, dindar gözüken beysizler” değil miydi. Kur’anın şahidliği ortadayken Meleklerin korumasındaki kişilere bunlar yapılıyorsa, bize yapılanın lafı mı olur. Allah (cc) onların iftiralarından korusun.
Mirat Haber: Herhalde ilk başınıza gelmiyor böyle şeyler..
Dilipak: Neler demediler ki, zaten “gerici” boynumuzda bir yafta. Bugün bile hala bazı sol gazeteler, benimle ilgili haber yaparken “Gerici yazar” falan diyorlar. Her darbe döneminde bu tür saldırılara muhatab oldum. Fethullah Gülen, Türkiye’den 21 Mart 1999 tarihinde ayrılmadan bir hafta önce Uğur Dündar ve malum media Gülen ile ilgili doğru-yanlış inanılmaz yayınlar yaptılar. Gülen gitti, sıra bana geldi, bir hafta malum media benim için demediğini bırakmadı, yalan-yanlış iftira nitelikli herşeyi söylediler. Korkunç bir media linçi yaşadım. Media tetikçileri her yerden saldırıyordu. Benim de ülkemden ayrılacağımı düşünmüş olmalılar. “Gitmeyeceğimi, karşı dava açacağımı, iddia sahiplerini iddialarını isbata davet edeceğimi” söyledim. Tabi açılan hiçbir davadan mahkumiyet kararı çıkmadı.
Mirat Haber: Bir de “AKP’nin Papatyaları” davası vardı. “İfadelerde suç da yok, Matufiyet de yok” denilerek o davadan da İstinafta beraat ettiniz ve ceza davasında karar kesinleşti bildiğim kadarı ile.
Dilipak: “AKP’nin papatyaları” davası yazımın yayınlanmasından 3 gün sonraydı sanırım Ayşe Böhürler’in bir twitin ardından sosyal media’da trollerin saldırısının ardından, “bizim media”(!?) top yekun saldırıya geçti. Bir hafta kadar bu yayınlar sürdü. “Eski dostlar”(!?) çıldırmış gibi idi. Hakaretin biri bir para, AK Parti Genel merkezi, 81 il teşkilatının kadın kolları başkanları ve KADEM hakkımda suç duyurusunda bulundu. Kemalist solcular, BÇG, ADD, ÇYDD hepsi birlik olup saldırdılar. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti beni üyelikten ihraç etti. AK Parti Genel Merkezinden Kadın kolları genel başkanı, Ömer Çelik, KADEM, AK Partinin o dönemdeki İmam Hatip kökenli Genel Sekreti de, benden hesap sorulacağı yönünde açıklamalar yaparak ortamı daha da gerdiler.. Bu davalar açılınca, bu güne kadar bütün AK Parti’ye yakın media, yerel yönetimler, kamu kuruluşları, yıllardır birlikte çalıştığımız vakıflar, dernekler, sendikalar kapılarımı yüzüme kapattılar. MÜSİAD’n kuruluşdan beri önce müşavirlik yaptım, daha sonra SPAG gibi ortak projelere imza attık, ardından MÜSİAD’ın Yüksek İstişare kurulu üyesi oldum. O günden beri MÜSİAD’ın istişare kuruluna da davet edilmedim. Berat kararı geldikten sonra, bu saldırılarda bulunanlardan hiç biri arayıp özür dilemedi, helallik dilemedi. AK Parti’den bir çok kişi, başında itibaren bana yapılana karşı idi ama onlar da seslerini yükseltemediler. Ramazan ayı geldi, o yaygaracılardan yine bir ses yok. Onlarla hesabımız “İlahi adalet divanı”na kalacak gibi.
Bir de yangına körükle gidenler vardı. Kızım bir “manastırında rahibe”ymiş, oğlum “Madonna’nın finans direktörü” imiş. Ben İstanbul’da Mavi Marmara gemisine binmişim, Antalya’da inmişim. Diğer oğlum İsrailli bir firma ile ortakmış. Tabi hiç biri gerçek değil.
Mirat Haber: Buna benzer daha başka olaylar var mı? Bu arada siz ameliyat olunca sizi aradı sanırım, ama Erdoğan’ın Ankara’da Papatyalar davası ile ilgili hukuk davası devam ediyor sanırım.
Dilipak: Evet. Nisanda duruşması var. Bunları anlatıyorum ki, benim katlanmak zorunda kaldığım güçlülükler, birileri için bir uyarı, bizden sonrakiler bir ibret dersi olsun. Bir de İbrahim Karagül, olayı vardı. Benim hakkımda “BAE Dubai ve Bin Zayed ekseninde konumlanma işaretleri aldığı”, yine benim “Türkiye’ye karşı uluslararası bir komplonun parçası olduğum kanaatine ulaştığı” yolunda bir makale yazmıştı, ilk kuruluşunda benim başyazarı olduğu Yeni Şafakta. Ben de kendi hakkımda savcılığa bu iddialarla ilgili suç duyurusunda bulundum. İddiaların araştırılması, bu iddiaların doğruluğu kanıtlanırsa, cezalandırılmamı talep ettim. Savcılık soruşturması sonunda böyle bir kanıt bulunmadığı gerekçesi ile dava açılmadı. Karagül hakkında dava açabilirdim ama, Albayrakları da tanıyorum, Albayraklar grubunun üst yöneticisi Ömer Bolat’ı da. Sonra vazgeçtim.
Mirat Haber: Hakkınızda bir lobi sürekli yalan haberler üretiyor anlaşılan itibar suikasti yapıyorlar.. başka önemli olaylar oldu mu?
Dilipak: Çook, say say bitmez. CoVID döneminde, mRNA konusundaki açıklamalarım, Kenevir konusundaki açıklamalarım, İstanbul sözleşmesi sebebi ile birileri hep aleyhime oldular. Bizimkilerin Üni’lerinden birinde tanınmış bir akademisyen Aşı konusundaki açıklamalarım dolayısı ila yazılı ve sözlü hakaretlerde bulundu. Mesela Abdurrahman Uzun “M. Emin Yıldırım, A. Kuytul” ile birlikte beni “Lawrence” ilan etti. Ki bu Abdurrahman Uzun’a babası benim adım’a nisbet ederek oğluna bu adı vermiş. A.Uzun Benim de konuşmacı olduğum bir programda sahneye çıkıp bunu anlattı. Maalesef bugünkü siyaset O “Abdurrahman”ı bugün bu noktaya getirmiş.
Mirat Haber: “1000 yıl sürecek” dedikleri 28 Şubat sonrası insanımız birlik olup o zihniyet sahiblerini iktidardan uzaklaştırdı. Bugün geldiğimiz noktaya bakınca, insan, oradan bugüne nasıl geldik diye sormadan edemiyor. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.
Dilipak: 28 Şubat’ın yıl dönümünde, bir Ramazan günü bunları mı konuşmalıydık. Ne diyeyim konuşmadan da olmuyor. Kem söz sahibine aittir. İftira eden kişi, İlahi adalet divanında kendi o şeyi yapmış gibi yargılanıp cezalandırılacak. Müslüman yalan söylemez. Hatta “bir kavme olan düşmanlığımız bile, bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmemeli”. Troller yandı!? İftira edenler, aslında kendi sırtlarında kendi cehennemlerine odun taşıyorlar. Bu gün geldiğimiz nokta burası. Şimdi tevbe istiğfar etme zamanıdır.. Ve üzerinde düşünmemiz gereken bir durumu ifade eden bir ayet var. Mealen şöyle der: “İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım! Selam ve dua ile..
