menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD ve İsrail’in İran’a Saldırısının Analizi:

13 0
03.03.2026

ABD ve İsrail’in İran’a Saldırısının Analizi:

Aynı Yalan, Aynı Kan, Aynı Senaryo

Dün “Irak’ta kimyasal silah var” diyerek bir ülkeyi yerle bir edenler, bugün “İran nükleer tehdit” masalıyla aynı kanlı oyunu sahneye koyuyor. Değişen tek şey hedefin adı; değişmeyen ise yalan, çıkar ve ölen siviller.

Tarihten Bugüne Aynı Senaryo

“Kimyasal silah” yalanıyla Irak’a saldıran Amerika Birleşik Devletleri, yaklaşık 1,5 milyon insanın ölümünden sonra çıkıp “Yanılmışız” diyerek insanlıkla alay etti. Aynı ABD, Saddam Hüseyin’i bir bayram sabahı idam ederek Ortadoğu’nun hafızasına yeni bir travma daha kazıdı.

Bugün benzer bir senaryo İran üzerinden sahneleniyor. Gerekçe yine tanıdık: “Nükleer tehdit.”Oysa nükleer silahların en gelişmişine sahip ülkelerin başında gelen ABD ve İsrail, kendilerinde olmayan bir “ahlaki üstünlüğü” başkalarına ders verir gibi kullanıyor.

ABD: Borç Batağında Bir İmparatorluk ve Kaynak Arayışı

ABD bugün dünya tarihinin en yüksek kamu borcuna sahip ülkesi. Trilyonlarca dolarlık bu borç, Washington’u sürekli yeni krizler, yeni savaşlar ve yeni “güvenlik tehditleri” üretmeye zorluyor.

Savaş, ABD için sadece askeri bir hamle değil;

Silah sanayisini besleyen bir ekonomik motor

Silah sanayisini besleyen bir ekonomik motor

Enerji yollarını kontrol etmenin aracı

Enerji yollarını kontrol etmenin aracı

Doların küresel hakimiyetini sürdürmenin garantisi

Doların küresel hakimiyetini sürdürmenin garantisi

Ortadoğu’da her patlayan bomba, ABD savunma sanayisinin kasasına giren milyarlar anlamına geliyor. İran’a yönelen saldırılar da bu bağlamda “ani bir güvenlik refleksi” değil, ekonomik ve jeopolitik bir zorunluluk olarak okunmalı.

İsrail: Arz-ı Mev’ud Hayalinde Bir Adım Daha

Üç yıl boyunca Gazze’yi aralıksız bombalayan, çoluk çocuk demeden sivilleri hedef alan İsrail, bugün aynı pervasızlığı İran’da sürdürüyor.

“Nükleer silah tehdidi” söylemi, İsrail için yalnızca bir kılıf. Asıl hedef;

Bölgedeki rakipsiz askeri üstünlüğünü korumak

Bölgedeki rakipsiz askeri üstünlüğünü korumak

İran’ın nüfuz alanlarını kırmak

İran’ın nüfuz alanlarını kırmak

“Arz-ı Mev’ud” olarak adlandırılan yayılmacı ideolojik hedeflere bir adım daha yaklaşmak

“Arz-ı Mev’ud” olarak adlandırılan yayılmacı ideolojik hedeflere bir adım daha yaklaşmak

İsrail’in nükleer silahlarının varlığı uluslararası sistem tarafından görmezden gelinirken, İran’ın henüz sahip olmadığı iddia edilen bir silah üzerinden bombalanması, küresel ikiyüzlülüğün en çıplak örneğidir.

Güç Dengeleri ve Büyük Resim

Elbette mesele sadece ABD’nin borcu ya da İsrail’in ideolojik hedefleri değil. Ortadoğu’da güç dengelerinin yeniden dizayn edilmesi de bu saldırıların merkezinde duruyor. İran;

Bölgesel direniş eksenleri

Bölgesel direniş eksenleri

ABD-İsrail düzenine meydan okuyan politik duruşu nedeniyle hedef tahtasına konulmuş durumda.

ABD-İsrail düzenine meydan okuyan politik duruşu nedeniyle hedef tahtasına konulmuş durumda.

Sonuç: Aynı Yalan, Yeni Bir Felaket

Dün Irak’ta “yanılmışız” diyenler, yarın İran için de aynı cümleyi kuracak. Ancak her seferinde olduğu gibi bedeli yine halklar ödeyecek.

Bu bir güvenlik meselesi değil.Bu bir nükleer mesele hiç değil.

Bu; çıkar, hegemonya ve iktidarını kanla ayakta tutmaya çalışanların savaşıdır.


© Mir'at Haber