menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DOĞUMUNUN 1500. YILINDA RASÛLULLAH’I DOĞRU ANLAMAK

25 0
25.08.2026

DOĞUMUNUN 1500. YILINDA RASÛLULLAH’I DOĞRU ANLAMAK

Dün Peygamberimizim 1500’üncü doğum yılı idi. Onu her halükârda doğru anlamak zorundayız. Allah’ın Elçisi (sav), Ahzab suresi 21. ayeti gereği model insandır.

“Yüce bir ahlak üzere” (68/Kalem:4) gönderilmiştir. Kur’an’ın ete-kemiğe bürünmüş şeklidir. Yürüyen Kur’an’dır. Bir tevazu örneğidir. Yanında heyecanlanıp sesi titreyenlere “Ben, Mekke’de kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum” diyerek “Rahat olun, heyecanlanmayın, ben de sizin gibi bir insanım” mesajı veren hak ve halk adamıdır.

Peygamber Efendimizin 23 yıllık hayatını bir bütün olarak değerlendirmek zorundayız. Önünü, arkasını ve şartlarını görmezden gelerek, herhangi bir uygulamasını cımbızla çekip onun üzerine külli kaide inşa etme yanlışına düşmemeliyiz. Rasûlüllah’ın (sav) hayatı merhalelerle doludur. Her merhalenin kendine özgü şartları ve özellikleri vardır. Hareket hattını belirlerken bu şart ve özellikleri göz önünde bulundurmuştur. “Allah hiç kimseye gücünün üstünde yük teklif etmez.” (2/Bakara:286) ayetini hayatının merkezine koyarak ümmetine sorumluluklar yüklemiştir.

Bu konunun anlaşılması için hayatından bir-iki kesit sunmak istiyorum:

İslamî tebliğin ilk dönemlerinde Mekke müşrikleri, Rasûlüllah’ı ve bağlılarını işkence metodu ile susturmaya ve İslâm Davasını yok etmeye çalışmışlardı. Yasir ailesine işkence yapılırken hiçbir şey yapamamış ve “Ey Yasir ailesi! Sabredin Allah size cennet vaad ediyor” diyebilmişti. Çünkü bulunduğu merhale ve bu merhaledeki kuvvet ve şartlar bunu gerektiriyordu. Daha Müslümanlar yeni yapılanıyorlardı. İşin başında Mekke şirk devletinin terörü ile karşı karşıya idiler. Fide halindeki bu yeni Tevhidî hareketin devamı için ancak sabır tavsiye edilecekti. İslam davası ancak bedel ödenerek elde edilen bir davadır. Daha önceki ümmetlerin başına gelenlerin kendi ümmetinin de başına geleceği, bir takım sıkıntı, yokluk ve sarsıntı geçireceklerinin (Bak: Bakara:214) bilinci içindeydi. O anda Mekke’nin devlet terörüne karşı koyacak güçleri yoktu.

Ama aynı Rasûl’ün (sav), Medine’de Yahudi kabilelerinden Kaynuka oğullarına yaptığı uygulama daha farklı idi. Bir Müslüman kadını bazı şeyler satmak üzere, Kaynuka oğulları pazarına gidip satacağını sattıktan sonra bir kuyumcunun dükkânına oturmuştu. Orada bulunan Yahudiler, kadının yüzünü açmak istedilerse de, kadın buna........

© Mir'at Haber