Çocuklar için geç kalınmış ama gerekli bir adım: sosyal medya düzenlemesi
Bu köşede aylar önce dile getirilen uyarıların bugün yasama gündemine taşınması, meselenin kişisel bir görüş değil, toplumsal bir ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Bundan tam altı ay önce, 11 Haziran 2025’te bu köşede bir yazı kaleme almıştım. O gün yazının başlığı, meselenin özünü açıkça ortaya koyuyordu: “Almanya, sosyal medyada 16 yaş sınırını gündeme aldı; Türkiye de almalı.” Bir gurbetçi olarak Avrupa’da yükselen bu tartışmayı kamuoyuna taşırken, çocuklarımızın dijital dünyada savunmasız bırakıldığını ve bunun artık anne-babanın insiyatifine terk edilemeyecek ölçüde kamusal bir mesuliyet hâline geldiğini vurgulamıştım. O gün dile getirilen bu kaygıların bugün Meclis gündemine taşınmış olması, şahsım adına bir memnuniyet vesilesi olmanın ötesinde, toplum adına gecikmiş ama kıymetli bir adımdır.
7 Ocak 2026 tarihli Türkiye’deki gazetelerde yer alan “15 yaş altına sosyal medya düzenlemesi ay sonunda Meclis’te” haberleri, meselenin artık yalnızca bireysel uyarılarla geçiştirilemeyeceğini, devlet ciddiyetiyle ele alınması gereken bir noktaya ulaştığını göstermektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalar da çocukların dijital ortamda ticari bir meta hâline getirilmesine seyirci kalınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Gerçekten de seyirci kalınamaz; çünkü mesele yalnızca ekranlar değil,........
