menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Posta kutusuna düşen yaz mevsimi

4 0
yesterday

Bazı mevsimler takvim yapraklarında başlamaz. Bir ağacın ilk çiçeğinde, bir kuşun dönüşünde ya da posta kutunuza düşen sıradan bir e-postada başlar. İnsan bazen yaşadığı şehrin penceresinden değil, yıllar önce ayrıldığı bir yerin hatıralarından bakarak anlar mevsimin değiştiğini. Geçtiğimiz günlerde bilgisayar ekranımda beliren birkaç satırlık bir e-posta beni bir anda binlerce kilometre uzağa götürdü. Gönderenler tanıdıktı: Jerry ve Jane. Her yaz olduğu gibi çiftliklerindeki yaban mersini sezonunun başladığını haber veriyorlardı.

Mesaj son derece basitti. Hava güzeldi. Bahçe hazırdı. Çalılar iri ve tatlı yaban mersinleriyle doluydu. Ziyaret etmek isteyenlerin internet sitesinden rezervasyon yaptırmaları rica ediliyordu. Oysa insan hayatında bazı metinler, taşıdıkları anlamdan çok uyandırdıkları hatıralarla önem kazanır. Bu e-posta da öyleydi. Satırları okurken aslında bir çiftliğin duyurusunu değil, geride bıraktığım bir hayatın sesini duyuyordum.

Modern çağın en büyük paradokslarından biri belki de budur. Teknolojik olarak birbirimize hiç olmadığımız kadar yakınız; fakat hayatlarımız hiç olmadığı kadar parçalanmış durumda. İnsanlar eğitim, iş, güvenlik, kariyer veya daha iyi bir gelecek arayışıyla şehirlerden şehirlere, ülkelerden ülkelere savruluyor. Gittikleri yerlere alışıyorlar; yeni evler kuruyor, yeni dostluklar geliştiriyorlar. Fakat geride bıraktıkları mekânlar da onların içinde yaşamaya devam ediyor. Çünkü mekân yalnızca üzerinde yaşadığımız coğrafi bir yüzey değildir. Bir süre sonra karakterimizin görünmez bir parçasına dönüşür.

Fransız tarihçi Pierre Nora'nın sözünü ettiği "hafıza mekânları" tam da bunu anlatır. Bazı yerler zamanla yalnızca fiziksel bir konum olmaktan çıkar; kişisel ve toplumsal hafızanın taşıyıcısı hâline gelirler. Bir meydan, bir okul, bir kahvehane, bir mahalle sokağı ya da bir meyve bahçesi artık yalnızca bir yer değildir. İnsan o mekânı düşündüğünde, aslında kendi geçmişinin bir bölümünü hatırlar. Bugün dönüp baktığımda anlıyorum ki bizim için o çiftlik de böyle bir hafıza mekânına dönüşmüş. Aradan üç yıl geçti. Üç yazdır o bahçeye gitmiyoruz. Hayat bizi başka yerlere taşıdı. Takvimler........

© Milli Gazete