Dünya ile ilişkilerini seküler kültürün mizacına göre şekillendiren çocuklarımız tarihi, dini, milli değerlerini tanımazken, popüler kültürün taşıyıcılığını yapan artist, şarkıcı ve sosyal medya fenomenlerini öz kardeşleri gibi tanıyorlar. Fakat yolları ne kadar tıkarsanız tıkayın köleliğe başkaldıran bir kişi başını mağaradan çıkarıp güneşi görüyor, güneşle buluşuyor ve kitlelerin bilincini uyandırıyor. Zira nesillerin kayboluş öyküsüne yoğunlaşıp karamsarlığa kapıldığım anda bir gencin attığı mesajla karşılaştım. Mail adresime düşen mesajda genç, ülkemizin ekonomik, bilimsel ve siyasi sahada neden topalladığını sorgularken rahmetli Prof. Dr. Engin Arık hocanın mücadelesini okuduğunu ve hedefini değiştirip fizik okumaya karar verdiğini paylaşmış. Genç, ülkemiz için büyük bir kayıp olan beyin göçüne de değinmiş ve kendisinin şartlar ne olursa olsun burada kalacağını ifade etmiş. Rahmetli Erbakan Hoca’mız gibi Prof. Dr. Engin Arık hocanın da zamana bıraktığı iz ile gençlere ışık tutması iyi şeyler için verilen emeğin hiçbir zaman zayi olmayacağını gösteriyor kuşkusuz ancak bunun için bu kişileri tanımamız ve doğru anlamamız gerekir.

Bilindiği üzere şaibeli bir kaza ile hayata veda eden Prof. Dr. Engin Arık, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde görev yapmaktaydı ve ülkemizde zengin rezervleri bulunan toryum madeni üzerinde çalışıyordu. Prof. Dr. Arık bu zengin kaynaklar sayesinde ülkemizin enerji sorununun hem temiz hem ekonomik anlamda çözüleceğini savunuyordu. Kendisi deneysel yüksek enerji fiziği alanında Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktor unvanı almıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nde Deneysel Yüksek Enerji Fiziği alanında yaptığı çalışmalarla doçent olmuş, 1983’te Control Data Corporation da iki yıl çalışmak üzere üniversiteyi bırakmış ve akabinde Boğaziçi Üniversitesi’ne dönerek profesör olmuştu.

Prof. Dr. Engin Arık, 1997 ve 2000 tarihleri arasında Viyana’da Birleşmiş Milletler’in bir kuruluşu olan Comprehensive Test Ban Treaty Organizatian da radionuclide görevlisi olarak çalışmıştı. Deneysel Yüksek Enerji Fiziği alanında pek çok makalesi yayınlanan Prof. Dr. Arık, Türk Ulusal Hızlandırıcı projesinin yürütücülüğünü yapmaktaydı.

Prof. Dr. Engin Arık hoca ülkemizde önemli rezervleri bulunan toryum madeninden elektrik üretilebileceğini ve bu imkânlar sağlandığında ülkenin enerji ihtiyacının dışa bağımlı olmadan karşılanabileceğini savunuyordu ve bu alandaki çalışmalarını ekibiyle birlikte sürdürüyordu. Toryumun 21. yüzyılın en stratejik maddesi olabileceğini ve hedeflenen yeni tip nükleer enerji santralleri gerçekleştiği takdirde bir numaralı element haline geleceğini ifade ediyor ve bunun trilyonlarca varil petrole eş değerde enerji kaynağı oluşturacağını açıklıyordu.

Prof. Dr. Arık’ın üzerinde çalıştığı projesi doğal olarak dünya kaynaklarını sömüren zümrelerin hoşuna gitmeyecekti ki Engin hoca şaibeli bir kaza sonucunda ekibiyle birlikte vefat etti. Hatırlarsınız ekip Isparta’da gerçekleştirilmesi planlanan Türk Hızlandırıcı Merkezi’nin teknik tasarımı ve test laboratuarının kurulması adlı projenin çalışma toplantısına katılmak üzeri yola çıkmışlardı ve esrarengiz bir kaza sonucunda hayata veda ettiler. Olayın üzerindeki kuşkular dile getirildi ve Prof. Dr. Arık’ın üzerine yoğunlaştığı çalışmaları ve Türkiye’nin CERN’e üyeliği konusundaki çabaları nedeniyle uçağın dış kaynaklı istihbarat teşkilatları tarafından düşürülmüş olabileceği üzerinde duruldu. Prof. Dr. Engin Arık’ın eşi Prof. Dr. Metin Arık, “Bana göre Engin ve ekibi en az dikkat çekecek şekilde ölüme gönderildi” dedi ve kaza sonrası eşinin bütün eşyalarına ulaşıldığı halde çalışmalarının yer aldığı bilgisayarına ulaşılamadığını ifade etti.

Prof. Dr. Metin Arık, eşi Prof. Dr. Engin Arık’ın toryumdan nükleer enerji elde etme bilgisine sahip olduğu için hedef seçildiğini şu ifadeleri ile açıklıyordu: “Rahmetli Engin toryumdan nükleer enerji üretimine kafayı takmıştı ve ABD ve İsrail Türkiye’nin nükleer güç olmasını istemedi. Kendisi toryumun yüksek enerji hızlandırıcı ile uranyum 233’e dönüştürülmesi üzerinde çalışıyordu. CERN’de yapılan deneylerde sistemin prensiplerini anlamıştı. Türk Hızlandırıcı Merkezi projesi 2006 tarihinde bunun üzerine hayata geçmişti. Toryumu yapmak için proton hızlandırıcı gerekir ki, Prof. Dr. Engin Arık proton hızlandırıcının yapılmasına öncülük edecek bilgiye sahipti. Fakat projeyi durdurmak isteyen bir el harekete geçti. Teknoloji olmadan toryumun hiçbir anlamı yok. Kritik olan bu elementi uranyum 233 haline dönüştürmeniz gerekir. Engin bunun nasıl yapılacağını, yani sırrını bilen tek Türk vatandaşıydı…”

Prof. Dr. Engin Arık ve ekibi bu toplumun yetiştirdiği önemli şahsiyetlerdi ve hayati değer taşıyan projelerini gerçekleştirmelerine izin verilmedi. Eminim ki değerli çalışmalarını küresel mekanizmanın hizmetine sunmuş olsalardı itina ile korunacak ve destekleneceklerdi. Onlar bunu yapmadılar ve her şeyi göze alıp ideallerine yoğunlaştılar. Ve hikâyeleri gibi hayalleri de yarım kaldı.

QOSHE - Zamana İz Bırakanlar - Fatma Tuncer
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Zamana İz Bırakanlar

14 0 1
24.11.2022

Dünya ile ilişkilerini seküler kültürün mizacına göre şekillendiren çocuklarımız tarihi, dini, milli değerlerini tanımazken, popüler kültürün taşıyıcılığını yapan artist, şarkıcı ve sosyal medya fenomenlerini öz kardeşleri gibi tanıyorlar. Fakat yolları ne kadar tıkarsanız tıkayın köleliğe başkaldıran bir kişi başını mağaradan çıkarıp güneşi görüyor, güneşle buluşuyor ve kitlelerin bilincini uyandırıyor. Zira nesillerin kayboluş öyküsüne yoğunlaşıp karamsarlığa kapıldığım anda bir gencin attığı mesajla karşılaştım. Mail adresime düşen mesajda genç, ülkemizin ekonomik, bilimsel ve siyasi sahada neden topalladığını sorgularken rahmetli Prof. Dr. Engin Arık hocanın mücadelesini okuduğunu ve hedefini değiştirip fizik okumaya karar verdiğini paylaşmış. Genç, ülkemiz için büyük bir kayıp olan beyin göçüne de değinmiş ve kendisinin şartlar ne olursa olsun burada kalacağını ifade etmiş. Rahmetli Erbakan Hoca’mız gibi Prof. Dr. Engin Arık hocanın da zamana bıraktığı iz ile gençlere ışık tutması iyi şeyler için verilen emeğin hiçbir zaman zayi olmayacağını gösteriyor kuşkusuz ancak bunun için bu kişileri tanımamız ve doğru anlamamız gerekir.

Bilindiği üzere şaibeli bir kaza ile hayata veda eden Prof. Dr. Engin Arık, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nde görev yapmaktaydı ve ülkemizde zengin rezervleri bulunan toryum madeni üzerinde çalışıyordu. Prof. Dr. Arık bu zengin kaynaklar sayesinde ülkemizin enerji sorununun hem temiz hem ekonomik anlamda çözüleceğini savunuyordu. Kendisi deneysel yüksek enerji fiziği alanında Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktor unvanı almıştı. Boğaziçi Üniversitesi’nde Deneysel Yüksek Enerji Fiziği alanında yaptığı........

© Milli Gazete


Get it on Google Play