Mevsim rüzgârları
Karadeniz’in hırçın dalgalarına bakıp da karşı kıyıyı düşündünüz mü hiç? O soğuk suyun öteki tarafında, bizimle aynı denize uyanan ama sabahları kuş seslerinden çok siren sesleriyle irkilen bir coğrafya var. Dört yıldır süren o gürültünün arasında, bugünlerde garip bir hareketlilik hâkim.
Başlıkları takip ediyorsanız fark etmişsinizdir; sanki her şey aynı anda oluyor. Bir yanda barış masaları kuruluyor, bir yanda yaptırımlar yenileniyor. Tıpkı mevsim rüzgârları gibi; bazen dondurucu bir soğuk taşıyor, bazen de umut vadeden ılık bir hava estiriyorlar diplomasi koridorlarında.
Ama tüm bu karmaşanın üzerinde asılı kalan tek bir soru var. Sadece Ukrayna’nın değil, aslında huzuru arayan herkesin sorduğu o kadim soru: Silahlar sustuğunda, gerçek güvenliği kim sağlayacak?
Bu hafta kuzey komşumuzda yaşananlar, sadece bir dış politika haberi değil; güvenin ne kadar zor inşa edildiğinin canlı bir kanıtı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’nin son açıklamalarına dikkat ettiniz mi? Barış anlaşması için İngiliz ve Fransız askerlerinin sahada olmasını, "gönüllüler koalisyonu"nun fiziksel varlığını şart koşuyor.
Bu talep, politik bir manevradan ibaret değil. Bu, sütten........
