Filistin Kalesi ve Ortak Sorumluluğumuz
Yıllardır Türkiye ve dünya kamuoyunda yürütülen algı çalışmaları, Filistin davasını dar bir paranteze sıkıştırma gayretindedir. Bu dava, ısrarla iki taraf arasında geçen bölgesel bir gerilim, salt bir "Arap-İsrail uyuşmazlığı" yahut etnik temelli bir sınır mücadelesi gibi sunulmaktadır. Oysa meselenin hakikati bu sığ çerçevenin çok ötesindedir. Filistin; tarihiyle, inanç boyutuyla ve jeopolitik gerçekliğiyle doğrudan doğruya tüm İslam ümmetini ve yeryüzündeki bütün Müslümanları alâkadar eden küresel bir meseledir. Kudüs, Mescid-i Aksa ve bereketli Filistin toprakları, fert fert her Müslümanın ortak mukaddesatı ve müşterek davasıdır.
Bugün Filistin halkı, benzerine az rastlanır bir fedakârlık ve sarsılmaz bir imani duyarlılıkla bu mukaddes emaneti canı pahasına muhafaza etmektedir. Ancak şu hakikatin altı kalın çizgilerle çizilmelidir: Şayet Filistinliler bu davadan vazgeçseler, baskı ve zulme dayanamayıp geri çekilseler dahi, dünya Müslümanlarının üzerindeki sorumluluk asla düşmez. Zira o topraklar, ilahi vahyin bereketiyle taçlanmış; Müslümanların ilk kıblesi ve yeryüzündeki en faziletli üç harem mescitten biri olan Mescid-i Aksa’nın bulunduğu mübarek bir havzadır. Dolayısıyla Siyonist işgalin son bulması, Mescid-i Aksa ve çevresinin esaretten kurtarılması, herhangi bir ırka veya coğrafyaya ihale edilemeyecek kadar evrensel bir vecibedir.
Kaldı ki bugünkü tablo bir vazgeçişi değil; bilakis oradaki Müslümanların tüm yalnızlaştırılma girişimlerine rağmen hakkı savunmaya devam ettiklerini göstermektedir. Sırf bu şerefli duruşları nedeniyle tarifsiz bir mezalime, sürgüne ve mağduriyete maruz kalmaktadırlar. Bu gerçeklik, İslam dünyasının omuzlarına iman kardeşliğinden neşet eden hayati bir mükellefiyet daha yüklemektedir: İşgalci vahşet karşısında o insanları yalnızlığa terk etmemek, feryatlarına kulak tıkamamak ve imkânları seferber ederek maddi-manevi yardım elini derhal uzatmak.
Bir Savunma Hattı Olarak Filistin
Meseleyi sadece vicdani ve dini bir boyutta görmek eksik bir okuma olur. Filistin, stratejik manada tüm İslam âleminin ön cephesi, adeta aşılamaz kalesidir. Orada direnen kahramanlar, yalnızca kendi atalarının toprağını değil, bilfiil bütün bölgeyi ve İslam coğrafyasını müdafaa........
