menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müge İplikçi yazdı | Podcast: Yaprak Dökümü – Bölüm 51

18 8
25.01.2026

(Alaturka bir müzik girer, bir süre çalar ve fonda sönüp gider)

Sunucu Tarhan: Sevgili edebiyat yolcuları, Yaprak Dökümü programımıza hepiniz hoş geldiniz. Bugün, elli ikinci bölümümüzdeyiz ve itiraf edeyim, biraz kafam karışık. Bazen bir romanın sayfaları arasında öyle kayboluyorum ki, karakterler ve yazarlar birbirine giriveriyor. Sanatın gücü bu işte!

Neyse efendim. Konumuz, Türk edebiyatının unutulmaz trajedisi: Aşk-ı Memnu. Yazarın o kadife perdeli, piyano sesli, yasak aşk ve intikamla örülü dünyasına girmeye ne dersiniz? Hazır mısınız buna? İşte buyurun: Bihter, Behlül, Adnan Bey ve Nihal… Hepsi oradalar.

Yazarımızsa Recep Nuri Gültekin, bavulunu kapıp İstanbul’dan, tozlu Anadolu yollarına düşen idealist öğretmenini bunlarla buluşturuyor. (Kısa bir duraksama)

Feride, Anadolu’da didinip durduktan sonra, bir şekilde – nasıl olduysa artık – İstanbul’a, Boğaz’ın kenarındaki o meşhur Adnan Bey yalısının yakınındaki bir okula atanıyor. Hatta bir adım daha ötesi, Nihal’in özel ders hocası oluveriyor.

(Mizahi bir tonla)

Nasıl oldu bu şimdi? Rüşvet mi verdi, bir torpil mi buldu, bilemiyorum. Recep Nuri Gültekin böyle yazmış bir kere! Kabul ediyoruz. Romanın bir zaafı olsa gerek bu. Neyse buna pek takılmayalım şimdi.

Peki sonra? Sonrası daha da karışık. Bir gün bahçede, Behlül, Nihal’le flört ederken, Feride pencereden bir tebeşir fırlatıveriyor. Hem de Nihal’in kafasına! (Durur) Niye Nihal’e attın kızım? Behlül’e atsaydın ya! Ama yok, dur sakin olalım. “Utanmazlar!” diye bağırıyor. Sonra, bir sonraki sayfada, ikinci tebeşir de........

© Medyascope