Dünya Alem (23) I Eski AYM raportörü Prof. Dr. Osman Can anlatıyor: “Yürütme yasamayı yuttu, yargı kırılganlaştı”
Dünya Alem’in yeni bölümünde İslam Özkan ve Eski AYM raportörü Prof. Dr. Osman Can Türkiye’nin siyaset sahnesindeki son gelişmeleri ve AYM kararları etrafında dönen tartışmaları değerlendirdi.
Türkiye’nin siyasi ve hukuki sahnesi, son dönemde Anayasa Mahkemesi (AYM) etrafında dönen tartışmalara tanık oluyor. Eski AYM raportörü ve Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Osman Can, Dünya Alem programında İslam Özkan’ın sorularını yanıtlarken, ülkedeki yargı hiyerarşisinin nasıl altüst olduğunu, kuvvetler ayrılığının çöküşünü ve siyasetin hukuku araçsallaştırma çabasının yıkıcı sonuçlarını gözler önüne serdi.
Prof. Dr. Osman Can’a göre, yargıdan beklenen “kahramanlık,” siyasal sistemin temelden işlemez hale gelmesinin sonuçlarını tek başına omuzlayamaz.
Tartışmaların fitilini ateşleyen gelişme, AYM’nin Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üye seçimine ilişkin CHP’nin yaptığı itirazı reddetmesi oldu. Bu karar, kamuoyunda “AYM kendi yetki alanını mı sınırladı?” sorusunu gündeme getirdi. Prof. Dr. Osman Can, karara yönelik tepkilerin çoğunlukla bilimsel ve hukuki temelden yoksun olduğunu, zira AYM’den bir siyasi aktör gibi “muhalefet yapmasının” beklenemeyeceğini belirtti.
Osman Can’a göre AYM’nin temel görevi, anayasada tanımlanmış hususlarda (kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, Meclis içtüzüğü) iktidarı denetlemektir. Ancak parlamentonun aldığı kararlar, kural olarak AYM denetimi dışındadır. AYM, zaman içinde geliştirdiği içtihatlarla bu yetki alanını, bir milletvekilinin üyeliğinin düşürülmesi veya dokunulmazlığının kaldırılması gibi hukuksal statüyü etkileyen durumlarla veya “eylemli içtüzük” mahiyetindeki kararlarla genişletmiştir. Prof. Can, bu genişletmenin kötü niyetli uygulamaların önüne geçilmesi adına olumlu olduğunu, zira bu sayede AYM’nin şekle değil öze bakabildiğini ifade etti.
Ancak HSK üye seçiminde yaşanan durum, bu........
