menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gökçe Gökçen: “Halk geçim derdinde, iktidar düşmanlaştırma siyasetiyle meşgul”

31 0
22.09.2026

Son güncelleme: 22 Eylül 2026 -

Gökçe Gökçen: “Halk geçim derdinde, iktidar düşmanlaştırma siyasetiyle meşgul”

Tercih edilen kaynak olarak ekle

İSTANBUL (Medyascope) – YENİ Parti Kurucular Kurulu ve Parti Meclisi üyesi Gökçe Gökçen, Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu’nun sorularını yanıtladı. Gökçen, Türkiye’nin ekonomik kriz, toplumsal baskılar ve sandığa duyulan güvenin aşınması gibi çok katmanlı sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Gökçen, “Ailem Güvende” operasyonu ve YENİ Parti’nin erken seçim hazırlıkları hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Göksel Göksu’nun sorularını cevaplayan YENİ Parti Kurucular Kurulu ve Parti Meclisi Gökçe Gökçen, sahada halkın gündeminin hayat pahalılığı, işsizlik ve geçim sıkıntısı olduğunu belirtti. Gökçen, iktidarın ekonomik sorunların sorumluluğunu üstlenmek yerine farklı toplumsal kesimleri hedef alan bir düşmanlaştırma siyaseti yürüttüğünü savundu. Gökçen ayrıca LGBTİ ’lara yönelik “Ailem Güvende” operasyonu ve YENİ Parti’nin erken seçim hazırlıkları hakkında konuştu.

“LGBTİ karşıtı kampanyalar, ABD ve Avrupa ülkelerindeki nefret kampanyalarının kopyala yapıştır örnekleri”

Gökçen iktidarın ekonomik sorunların sorumluluğunu üstlenmemek ve siyasi gücünü korumak amacıyla farklı toplumsal kesimleri hedef hâline getirildiğini öne sürdü. Sanatçılar, komedyenler, sivil toplum kuruluşları ve LGBTİ ’lara yönelik baskıları bu çerçevede değerlendiren Gökçen, “Ailem Güvende” operasyonunun da toplumsal muhalefeti parçalamaya yönelik bir politika olduğunu savundu:

“Sürekli bizi yoksullaştıran, sürekli halkı yoksullaştırma ve bu yoksulluğu yönetme, iktidarını sürdürme ve bir avuç zengini daha da zengin yapma, bu oluşturulan  piyasa üzerinden tekrar iktidarını ve medyaları kendine yakın medya organlarını  destekleme gibi böyle birbirine zincirlenmiş gibi bağlanmış bir sistemin sürekli devam  edebilmesi ve halkın sözde verdiği meşruiyet diyeceğim. Seçim sonuçlarına saygı duyulmadığı için öyle söylüyorum. Böyle bir meşruiyete  dayanılarak sürekli bu iktidarın pekiştirildiği bir sistem yürütülmeye çalışılıyor. Halkın  gerçekliği buyken, asıl sorumluluğu saklamak için toplum içinde çeşitli düşmanlar ortaya  çıkarılıyor. Mesela yeni düşman, yeni parti, yeni düşman komedyenler, yeni düşman  manifest, şarkıcılar, ünlüler.”

“Sürekli bizi yoksullaştıran, sürekli halkı yoksullaştırma ve bu yoksulluğu yönetme, iktidarını sürdürme ve bir avuç zengini daha da zengin yapma, bu oluşturulan  piyasa üzerinden tekrar iktidarını ve medyaları kendine yakın medya organlarını  destekleme gibi böyle birbirine zincirlenmiş gibi bağlanmış bir sistemin sürekli devam  edebilmesi ve halkın sözde verdiği meşruiyet diyeceğim. Seçim sonuçlarına saygı duyulmadığı için öyle söylüyorum. Böyle bir meşruiyete  dayanılarak sürekli bu iktidarın pekiştirildiği bir sistem yürütülmeye çalışılıyor. Halkın  gerçekliği buyken, asıl sorumluluğu saklamak için toplum içinde çeşitli düşmanlar ortaya  çıkarılıyor. Mesela yeni düşman, yeni parti, yeni düşman komedyenler, yeni düşman  manifest, şarkıcılar, ünlüler.”

LGBTİ ’lara yönelik toplumsal öfkenin iktidarın söylemleriyle sunulduğu ölçüde yaygın olmadığını belirten Gökçen, Avrupa’daki nefret kampanyalarının benzerlerinin Türkiye’de de uygulandığını ileri sürdü:

“Toplumumuzda LGBTİ ’lara karşı öyle yükselen bir öfke, nefret yok. Sosyal medya üzerinden bazı kampanyaların tam da bu yüzden İngilizceden çeviri kampanyaları olduğunu görüyoruz. Aslında halkta oluşturamadıkları bir algıyı oluşturabilmek için  Özellikle Amerika’da ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yapılmış nefret kampanyalarının, kopyala yapıştır örneklerinin Türkçe’ye çevirilip yayıldığını ve bunlar  üzerinden bir siyaset inşa edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’de de bence demokratların ve toplumsal barışı önemseyen herkesin, sadece siyasilerin değil, bütün vatandaşların bu konuda duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum.“

“Toplumumuzda LGBTİ ’lara karşı öyle yükselen bir öfke, nefret yok. Sosyal medya üzerinden bazı kampanyaların tam da bu yüzden İngilizceden çeviri kampanyaları olduğunu görüyoruz. Aslında halkta oluşturamadıkları bir algıyı oluşturabilmek için  Özellikle Amerika’da ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yapılmış nefret kampanyalarının, kopyala yapıştır örneklerinin Türkçe’ye çevirilip yayıldığını ve bunlar  üzerinden bir siyaset inşa edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Türkiye’de de bence demokratların ve toplumsal barışı önemseyen herkesin, sadece siyasilerin değil, bütün vatandaşların bu konuda duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum.“

YENİ Parti erken seçime nasıl hazırlanıyor?

YENİ Parti’nin kuruluş ve örgütlenme çalışmalarının devam ettiğini belirten Gökçen, kongreleri tamamlayarak seçime girme yeterliliğini kazanmayı hedeflediklerini söyledi.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in “arkadaşlarını satmadığı” ve “iktidarın çizdiği sınırlarda siyaset yapmadığı” için bedel ödediğini savunan Gökçen, bütün demokratları mücadeleye katılmaya davet etti.

Erken seçim tartışmalarını da değerlendiren Gökçen, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve Mehmet Uçum’un 2028 seçimleri ile Erdoğan’ın yeniden adaylığına ilişkin açıklamalarının, seçimlerin demokratik bir süreçten çok sembolik bir araca dönüştürülmesi riskini ortaya koyduğunu söyledi.

YENİ Parti’nin erken seçimi Türkiye’nin yararına bulduğunu ancak yalnızca Erdoğan’ın yeniden adaylığını mümkün kılacak göstermelik bir seçimi desteklemeyeceğini belirten Gökçen, baskın seçim ihtimaline karşı hazırlık yaptıklarını açıkladı.

Sahada muhalefete yönelik baskıların ve yerel yönetimlerde yaşanan gelişmelerin seçmeni siyasetten uzaklaştırma riski taşıdığını anlatan Gökçen, buna rağmen sandığa ve demokratik mücadeleye olan inancın korunması gerektiğini vurguladı. Seçimin zamanlaması ile ilgili yorumları da değerlendiren Gökçe Gökçen, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığını mümkün kılacak göstermelik bir seçimi desteklemeyeceklerini söyledi. 

“Sandığa gitsem de sonuç değişmeyecek” duygusu mu yaratılıyor?

Gökçen, yerel yönetimlerde yaşanan gelişmelerin ve muhalefete yönelik operasyonların seçmen üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Üsküdar Belediyesi’nde yaşanan başkanvekilliği süreci, belediye meclis üyelerinin parti değiştirmesi ve muhalif belediye başkanlarına yönelik tutuklamaların, halkta siyasete ve sandığa yönelik umutsuzluğu artırabileceğini belirtti.

Bu gelişmelerin seçmende “Sandığa gitsem de sonuç değişmeyecek” duygusu yaratma riski taşıdığını söyleyen Gökçen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de benzer bir sürecin hedefinde olabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Siyasetçilerin tehdit veya vaatlerle yönlendirildiği iddialarının da demokratik süreçlere duyulan güveni zedelediğini savunan Gökçen, tüm bu gelişmelere rağmen sandığa olan inancın kaybedilmemesi gerektiğini vurguladı.

2019 yerel seçimleri ve 2023 kurultayı gibi zorlu süreçlerde elde edilen........

© Medyascope