menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanın “nefret” dozu

15 0
30.09.2026

Hayvanlar ve bitkiler nefret etmez. Aslan bir antilopu boğarken ondan nefret etmez. Kurt sürüye daldığında içinde öfke yoktur, hınç yoktur.

Doğada sadece çıplak bir hesap vardır: Etine ihtiyacım var. Gücüm yetiyor mu? Yetiyor. O zaman kovalarım, yakalarım, yerim. Hesap bittiğinde her şey biter. Bu yüzden tok bir aslan, bir antilopu yedikten sonra bir metre ötesinde otlayan ceylana bakmaz bile. Artık ceylan onun için ne bir hedef, ne bir zevk, ne de bir ıstırap kaynağıdır. Sadece ilgisizdir. İhtiyaç söndüğü için eylem de sönmüştür. Doğa bu kadar nettir.

İnsan tokken de avlanır. Fark burada başlar. Hayvan doğayla birdir; eylemi zorunludur. Acıkır avlanır, korkar kaçar. İhtiyacı bitince eylemi de biter. Kötülük ise niyet ister, niyet özgürlük ister. Hayvan özgür değil, içgüdüye mahkumdur. Bu yüzden masumdur.

İnsan özgürdür. Bu özgürlük onun hem imkanı hem de lanetidir. İnsan sadece karnını doyurmak istemez, kendini kanıtlamak ister. Koyunu acıktığı için değil, güçlü olduğunu, var olduğunu göstermek için öldürür. Bu yüzden insanın eylemi hep ihtiyacını aşar.

Hayvanın sorusu basittir: “Nasıl yaşarım?” İnsanın sorusu ise şudur: “Neden ben ondan daha azım? Onda olup bende olmayan ne var?”

İşte burada kıyas başlar. Kıyasın olduğu yerde de nefret doğar. Nefret basit bir duygu değildir; bir duruş, bir varoluş biçimidir. Şunu söyler: “Ben senin yokluğunda varım. Sen eksildikçe ben artarım. Senin acın, benim var olduğumun kanıtıdır.” Bu fazladan doz, doğada hiçbir hayvanda yoktur.

Bunu doğanın en sakin yerinden, bitkilerden bakınca daha iyi anlarız. Bir sarmaşık düşün. Işığa ulaşmak için yanındaki ağaca sarılır, onu boğuyor gibi görünür. Kötü müdür bu sarmaşık? Hayır. Nefretinden yapmaz, ışığa ihtiyacı vardır ve başka yol........

© Medya Günlüğü