Evet, sürece entelektüel bir destek verilmedi
İmralı Heyeti’nden Faik Özgür Erol, süreç hakkındaki son açıklamasında, “Şundan hepimiz mustaribiz ve yıllar sonra bunu konuşacağız. Ben dünyanın herhangi bir yerinde bu kadar ağır acılara yol açmış bir savaş ortamını sona erdirme çabasının, entelektüel anlamda bu kadar az destekle karşılaştığı az örnek gördüm. Bu da bence gurur duyacağımız bir tablo değil” dedi.
Dedi ve tüm yıldırımları, şimşekleri üzerine çekti.
“Entelektüeller” sıraya girip neden destek verilemediğini, neden destek veremeyeceklerini açıkladı. Birbirinden farklı “entelektüellerin” birbirinin aynı olan itirazları şu başlıkta toparlanabilir:
Süreç o kadar kapalı devre ki nasıl destek verilsin?
Otoriterleşme dalgasını görmüyor musunuz? Oy verdiğimiz siyasiler, belediye başkanları, esprilerinden hoşlandığımız komedyenler hapisteyken sürece entelektüel katkı vermek içimizden gelmiyor. (Bazıları barış imzacısı olduğu için üniversitesinden atılıp inşaat işçiliği yaparken…)
Bu ikinci gruptakilerin, “AKP-MHP faşizmiyle barış inşa edilemez, önce onları yenmek gerekir” diyen bir versiyonu daha var. O, başka bir tartışmanın konusu. Her türlü reform mücadelesini, “kurumsallaşmaya başlayan süreç olarak faşizmin değirmenine su taşımak” olarak görenlerin sol komünizmin buralara özgü bir yansıması olduğunun altını çizmekle yetinmek, bu yazıyı dağıtmamak için gerekli.
Oysa Özgür Erol, basit bir gerçeği dile getirmişti. “Entelektüellerin” bu kadar sinirlenmesine hiç ama hiç gerek yoktu.
Süreç, bırakalım entelektüelleri, muhalif çevrelerin sözcülerinden yazarlara, sinema oyuncularından şarkıcılara, futbol camiasının ünlü isimlerinden sosyal medya fenomenlerine kadar hemen hiçbir tanınmış sima tarafından desteklenmedi.
Aralarında olduğumuz birkaç sol parti ile mecliste grubu olan partilerin liderlikleri destek verdi. Çerçeve Yasa’nın oylama sürecinde alınan yüksek evet oyu, bu gerçeği değiştirmiyor. Özellikle muhalefet, sendikalar ve sol, süreç hakkında ya sessiz kaldı ya da o kadar çok şüphe tohumu ekip paylaştı ki verdiği desteğin bir anlamı kalmamış oldu.
Bu, sadece Ekim 2024’te başlayan sürecin sorunu değil. 2013-2015’te başlayan sürecin de sorunu buydu. O süreç, tabana yayılmaya çalışan ve Akil İnsanlar Heyeti vasıtasıyla bölgelerde çok sayıda toplantı yaparak ideolojik hegemonya kurmaya çalışan bir ivmelenmeyle başlamış olsa da bugün toprağa bol keseden atılan şüphe tohumları o gün de devredeydi. Bunu, öylesine etkin bir barış sürecinin milyonların sahiplendiği bir hareketle desteklenmemiş olmasından görüyorduk. O süreç ki sonucunda HDP, cumhuriyet tarihinde Kürt ve sol bileşenler ittifakının alacağı oy olan yüzde 13’lük muazzam politik iklimin........
