Eğitimde Tercüme Sorunu
Eğitim sistemi yalnızca öğretim tekniklerinden, ders programlarından ya da yönetim modellerinden oluşan mekanik bir düzenek değildir. Eğitim, bir milletin kültürünü ve ahlak anlayışını yansıtan; insanın nasıl bir varlık olarak tasavvur edildiğini gösteren temel kurumlardan biridir. Bu nedenle Türk eğitim sistemi üzerine düşünmek yalnızca pedagojik bir mesele değil; insanımızın kim olduğu, nasıl yetişmesi gerektiği ve toplumumuzun hangi değerler etrafında şekilleneceği sorularını içeren bir medeniyet meselesidir.
Ne var ki üniversitelerimizde bazı akademisyenler, özgün düşünce üretmek yerine çeviri literatür üzerinden akademik hayatlarını sürdürmektedir. Bu kişiler, toplumumuzun tarihî tecrübesini ve kültürel birikimini merkeze alan teoriler geliştirmek yerine, Batı’da, özellikle Amerika’da üretilmiş eğitim teorilerini tercüme ederek bunları evrensel modeller gibi sunmaktadır. Yüzeysel bakıldığında bilgi dolaşımının doğal bir sonucu gibi görünen bu durum, gerçekte Batı düşüncesine bağımlılık gibi daha derin bir soruna işaret etmektedir.
Bilindiği gibi bilgi alışverişi insanlık tarihinin doğal bir parçasıdır. İslam düşünce geleneğinde sıkça zikredilen “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” sözü de bilginin coğrafî olarak sınırlanamayacağını ifade eder. Ancak ilmi almak, onu olduğu gibi taşımak değil; anlamak, eleştirmek ve dönüştürmek demektir. Nitekim eğitim sistemi doğrudan bir toplumun kültürel değerleri, ahlak........
