We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Piaf'ın içinde bütün şarkılar var

1 0 0
06.07.2021

1915’te Paris’in en fakir mahallesinde doğdu. Annesi sokak şarkıcısı, babası akrobattı. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütüldü, babasıyla birlikte sirklerde, sokak gösterilerinde palazlandı. 20 yaşında, her zamanki gibi kaldırımda şarkılar söylediği bir gün, yoldan geçen bir kabare patronu tarafından keşfedildi. Birkaç yıl içinde plak doldurmaya ve şehrin namlı müzikhollerinde boy göstermeye başladı. İkinci Dünya Savaşı bittiğinde, Paris onu çoktan bağrına basmıştı, hem şarkılarıyla, hem de Nazilere direnen Fransız askerlerine ve Yahudilere yaptığı yardımlarla bir halk kahramanına dönüşmüştü. 1950’ler yalnız Fransa’da değil, dünyanın dört bir yanında Piaf onyılı olacaktı.

1950’nin 14 Mayıs’ında (ilginç bir tesadüfle, iktidarın Demokrat Parti’ye geçtiği seçim gününde) “Milli iradenin tecellisi için millet bugün oyunu kullanıyor” manşetli Yeni İstanbul gazetesinin 6. sayfasındaki “Türkü halkın şiiridir” başlıklı yazısında Ayşe Nur (Azra Erhat), şöhrete giden yolda Piaf’ın köklerine dalıyor ve Fransız şansonunun sokaklarla ilişkisine dair tanıklıklarını aktarıyordu.

Piaf’ın doludizgin yaşantısına ait pek çok ayrıntı, inişleri, çıkışları, aşkları, mıknatıs gibi çektiği güftekâr ve bestekârlarla meşkleri bugün ezbere biliniyor. Üvey kardeşi ve can yoldaşı Simone Berteaut’nun 1969’da kaleme aldığı “Piaf” başlıklı biyografi 1975 yılında Aydın Emeç tarafından “Kaldırım Serçesi” adıyla Türkçeye çevrildi, ilk baskısı E Yayınları’ndan, son baskısı Agora’dan çıktı. Olivier Dahan’ın 2007’de çektiği, Marion Cotillard’ın Piaf rolünde oynadığı “La Môme (La vie en rose)” filmi ise yine “Kaldırım Serçesi” adıyla Türkiye’de gösterildi ve epey ilgi gördü.

Piaf’ın tıpkı Jeanne d’Arc gibi, tıpkı Victor Hugo gibi Fransa’nın simgelerinden biri olduğunu söyleyen Charles Aznavour, birlikte yaptıkları bir turnede, onu şu anonsla sahneye çağırıyordu: “Bir tek isim. Ve bu ismin içinde bütün şarkılar var. Edith Piaf”.

Evet, Piaf’ın içinde bütün şarkılar vardı. Giderken ardında bıraktıkları, sıradan bir şarkı külliyatı değil, başlıbaşına bir şarkı uygarlığıydı. Son zamanlarında 30 kiloya kadar düşen 1.47 boyundaki bu eşsiz kadının olağanüstü güçlü sesiyle okuduğu şarkıları daha yüzyıllarca yaşayacak. İşte 100 yaşının şerefine 10 Piaf şarkısı. Bunca zaman içinde, hiç eskimeden, eprimeden tekrar tekrar milyonlarca kez dinlenen, kuşaktan kuşağa geçen, dahası, farklı ilhamlarla, farklı kılık kıyafetlere, farklı kimliklere bürünen 10 unutulmaz şarkıdan oluşan bir seçki:

Mon Légionnaire (1936)

Şarkı 1987 yılında Serge Gainsbourg tarafından yapıbozumuna uğratılıp bir pop-caz diskosu olarak seslendirildi. Böylece Gainsbourg’un cinsellikle yüklü repertuvarında eşcinselliğe kapı aralanıyor, homoerotik klibinin de etkisiyle bu yorum gay kulüplerinin hiti haline geliyordu. Esrarengiz bir lejyon askerine duyulan aşkı anlatan şarkıyı, Piaf’a daha nice şarkı kazandıran Marguerite Monnot bestelemişti. Söz yazarı Raymond Asso ise, gençliğinde Osmanlı topraklarında lejyon askeri olarak bulunmuş bir şairdi. Asso, Piaf’a nasıl şarkı söyleneceğini, daha doğrusu bir şarkının teatral biçimde nasıl canlandırılacağını, Müzeyyen........

© Kültür Servisi


Get it on Google Play