menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Son yağışlar Konya'ya ne kadar yaradı?

7 0
02.03.2026

Son günlerde Konya ve ülke olarak da güzel yağışlar aldık. Uzun yıllar ortalamasının yüzde 50 fazlasına ulaşan yağış miktarı, ocak ayı itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre üç kat artış gösterdi. Baraj göllerinde su seviyeleri yükseldi, akarsular canlandı. Kuraklık endişesiyle geçen yılların ardından gelen bu tablo doğal olarak sevindirdi.Ama tam da bu noktada durup düşünmek gerekiyor: Yağmurun bol olması, su sorununun çözüldüğü anlamına gelir mi? Kısa vadede rahatlatıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Ancak su meselesi sadece baraj doluluk oranlarından ibaret değil. Özellikle iç bölgelerde yer altı su seviyeleri hâlâ kritik eşikte. Sağanak şeklinde yağan yağışlar büyük ölçüde yüzey akışına dönüşüyor; toprağa süzülerek yer altı rezervlerini besleme oranı sınırlı kalıyor. Üstelik su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’i tarımsal sulamada kullanılıyor.

İklim değişikliği çağında “aşırı” artık yeni normal. Bir yıl kuraklık, ertesi yıl taşkınlar… Aynı dönemde hem baraj doluluk sevinci hem sel felaketi yaşanabiliyor. Yağış rejimindeki bu dengesizlik, su yönetimini her zamankinden daha stratejik bir mesele haline dönüştürüyor.

Bu noktada tarımsal üretimde suyu merkeze alan yeni planlamalar kaçınılmaz. Suya yoğun ihtiyaç duyan bitkilerin art arda ekilmesi yerine, daha az su tüketen ürün desenine geçiş teşvik ediliyor. 52 ilçede uygulanacak tarımsal su kısıtlaması bu yaklaşımın bir yansıması. Bu uygulama sadece bir kısıtlama değil; su bütçesine göre üretim yapma zorunluluğunun ilanı niteliğinde.

Ayrıca yağmurun kendisi de doğru yönetilmediğinde boşa akıp gidiyor. Çatılardan, arazilerden toplanacak yağmur sularının ayrı sistemlerde depolanması; şehirlerde geçirimsiz yüzeylerin azaltılması, tarımda damla ve basınçlı sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması artık tercih değil, ihtiyaçtır, zorunluluktur.Yer altı sularının kontrolsüz çekimi sınırlandırılmadıkça, bugün yağan yağmur yarının açığını kapatmaya yetmeyecek. Bir başka kritik başlık ise su kalitesi. Aşırı gübre ve pestisit kullanımı, özellikle yer altı sularında nitrat kirliliği riskini artırıyor. Su miktarını korumak kadar, suyun temizliğini korumak da yaşamsal öneme sahip. Kirlenen bir kaynağın geri kazanımı, tasarruftan çok daha maliyetli.

Bugün barajların dolu olması yarın da dolu kalacağını göstermiyor. İklim krizinin belirginleştiği bir dönemde, geçici bolluk hissi en tehlikeli tuzak olabilir. Su; tarımda, sanayide, hayvancılıkta ve evlerde ölçülü kullanılmadıkça hiçbir yağış istatistiği güvence sağlamaz…


© Konya'nın Sesi