Yaralı lider
Siyaset çoğu zaman zirveler üzerinden okunur: kazananların, kaybedenlerin, ayakta kalanların ve sahneden çekilenlerin hikâyesi üzerinden… Bu yüzey anlatısı hızlı sonuçlara ve görünür dengelere odaklanır. Oysa belirleyici olan yüzeyin altında ağır ağır biriken başka bir süreçtir. Yenilgiyle açılan, geri çekilmeyle derinleşen, dışlanmayla sertleşen ve nihayetinde yeniden görünür hâle gelen bir hat vardır ki liderliğin asıl dokusu işte tam bu doğru üzerinde kurulur. Burası doğrudan sahip olunan kudretten beslenmez, kaybın içinden süzülen bir haklılık duygusuyla şekillenir ve tam da bu yüzden daha kalıcı bir etki üretir.
“Yaralı lider” olarak adlandıracağımız bu figür bu sebeple bir şahsiyet olmaktan çok bir oluş hâlini ifade eder. İlk bakışta etkisizleşmiş gibi görünür. Kadroları çözülmüş, söz kanalları daralmış, hareket alanı sınırlandırılmış, tüm kapasitesi paralize edilmiştir. Siyasal sahnenin dışına itildiği düşünülür. Fakat tam da bu püskürtülme anında gözle görülmeyen başka bir süreç başlamıştır. Sessiz bir toplanma, adı konulmamış bir birikim, giderek yoğunlaşan bir iç gerilim… Bu gerilim, klasik siyaset ölçüleriyle izlenemez. Zira alışıldık ölçü görünürlükle ilgilenir oysa burada güç görünmezlikte mayalanmaktadır.
Gözden düşürülen figür aynı anda gözlemlenemez hâle gelir ve gözlemlenemeyen, denetlenemeyen bir alanda hareket eder. Bu alan dışarıdan darmış gibi görünür fakat düşünsel bakımdan geniştir. Çünkü orada yalnızca “lider” yeniden kurulmaz onu izleyenler de kendi yerlerini yeniden belirler. Aradaki mesafeler kısalır, aracılar azalır, temas yoğunlaşır. Yukarıdan kurulan ilişki çözülürken aşağıdan örülen bağ güç kazanmaya başlamıştır. Bu bağ açık bir örgütlenme biçimi taşımaz fakat süreklilik kazandıkça daha dirençli bir yapıya dönüşür.
Tarihin........
