Anadolu’nun yazgısı…
Anadolu’da kurulan devletlerin koydukları yaşam kuralları, inşa edilen yapılar, kültür hazineleri onları ayırmakta ve tarihsel süreci tanımlamakta yardımcı olsa da birbiri ile etkileşimde bulunan kitlelerin bugüne taşıdığı şey iki türlüdür: Birisi egemenlik ve bağımsızlık için savaşlar, diğeri ise sevgi, dayanışma ve yardımlaşma değil midir?
Bugüne kadar gelen felsefecilerin yaklaşımları, kaşiflerin haritaları, aşkı tüm dünyaya yansıtan kahramanlar bu toprakları vatan olarak benimseyenlerin tarihsel birikimidir.
Evet bu özel coğrafyada 1000 yıldır Türkler var. Türkler Selçuklular, Osmanlı İmparatorluğu ve devamı Türkiye Cumhuriyeti ile var ama, öncesinde Gazneliler, Karahanlılar diye geriye gidersek Milattan Önce 220 yılında kurulan Hun İmparatorluğuna kadar gideriz. Binlerce yıldır süregelen kültür Anadolu’ya gelinceye dek birçok ülkeden geçti, bir kısmı da Hun akıncılarıyla Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya taşındı.
1990’larda şirket kurup oturum aldığım Macaristan’da Türklerin ne kadar sevildiğini gördüm. Oradaki erkeklerin neredeyse beş kişiden birisinin adı Attila idi. Birçok yerde Türk izi vardı. Birisini söyleyeyim, Budapeşte’deki Gül Baba Türbesi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yüzölçümü........
