menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Musaddık’ı Anlamak: Petrolün, Millet İradesinin ve İran’ın Bitmeyen Kavgası

19 0
31.05.2026

İran tarihini anlamak isteyen herkesin yolu bir yerde Muhammed Musaddık’a çıkar. Çünkü Musaddık yalnızca bir başbakan değildir; İran’da millî iradenin, yerli kaynaklara sahip çıkma mücadelesinin ve dış müdahalelere karşı dik duruşun sembol isimlerinden biridir. Onun hayatı, bir insanın şahsında bir ülkenin kaderinin nasıl sıkıştırıldığını gösterir. Bugün İran’da yaşanan siyasî gerilimlere, halk hareketlerine, devlet-toplum çatışmasına ve dış güçlerin etkisine bakarken Musaddık devrini hatırlamak bu yüzden önemlidir.

Dr. Muhammed Musaddık, 1881 yılında Tahran’da dünyaya geldi. Asıl adı Muhammed Hidayet’tir. Soylu ve köklü bir aileden geliyordu. Annesi Necmüs Saltana, aristokrat Türklerdendi. Kendisi aynı zamanda Kaçar hanedanıyla da akrabalık bağı bulunan bir isimdi. Eğitimli, hukuk bilgisi kuvvetli, devlet tecrübesi yüksek bir siyasetçiydi. Onu çağdaşlarından ayıran en önemli özelliklerinden biri dürüstlüğüydü. Hakkında yazan birçok kişi, onun rüşvete bulaşmayan, namuslu ve inatçı bir devlet adamı olduğunu belirtir. Fakat Musaddık’ı asıl unutulmaz kılan şey, İran petrolleri üzerindeki yabancı hâkimiyetine karşı başlattığı büyük mücadeledir.

20. yüzyılın ortalarında İran, zenginlikleri üzerinde kendisi söz sahibi olamayan bir ülke durumundaydı. Petrol vardı; ama petrolün gerçek sahibi İran halkı değildi. İngiliz şirketleri, büyük devletler ve onların içerideki işbirlikçileri İran’ın kaynakları üzerinde belirleyici güç hâline gelmişti. İran halkı yoksullukla boğuşurken, petrol gelirleri yabancı devletlerin ve büyük şirketlerin çıkarlarına hizmet ediyordu. İşte Musaddık’ın siyasî mücadelesi tam da bu noktada anlam kazandı.

1940’lı yılların sonlarından itibaren İran’da siyasî hava iyice karıştı. Amerika, İngiltere ve Rusya, İran’ın iç işlerine daha fazla müdahil olmaya başladı. Ülke, âdeta büyük devletlerin hesaplaşma alanına dönüştü. Bir tarafta petrol devleri, diğer tarafta Şah yönetimi, başka bir tarafta halkın talepleri vardı. Musaddık, bu karmaşa içinde İran’ın kendi kaderini kendisinin belirlemesi gerektiğini savundu. Ona göre petrol yalnızca ekonomik bir kaynak değildi; aynı zamanda bağımsızlığın, haysiyetin ve millî egemenliğin ölçüsüydü.

Bu dönemde çeşitli siyasî partiler ve gruplar, Muhammed........

© Internethaber