Modern Dünyanın Pili Biterken…
“Tablet mi dediniz? Defter de diyebilirsiniz. Bakın! Şarjı da bitmiyor, sayfaları da… Onlar Kur’an-ı Kerîm’i bu tabletlerle öğreniyorlar.” Modern dünyanın tam merkezinde, elimizdeki ekranların parlaklığına boğulmuş durumdayız. Dakikalarca kaydırdığımız pürüzsüz cam yüzeyler, bizi dünyaya bağladığını iddia ederken aslında bizi en yalın gerçeklerden ne kadar koparıyor? Bataryamızın yüzdesi ’a düştüğünde yaşadığımız o anlık panik dalgasını düşünün. Priz arayan gözler, kesilen iletişimler, yarıda kalan işler…
Şimdi yönümüzü Batı Afrika’ya, Gine’nin başkenti Konakri’ye çevirelim. Çamurlu sokakların ortasında, gözlerinde evrenin tüm masumiyetini taşıyan çocukların ellerine bakalım.
Onların ellerinde lityum iyon pillerle çalışan, retina ekranlı tabletler yok. Onların ellerinde, üzerine kömür karası mürekkeplerle kutsal kelimelerin kazındığı, tahtadan levhalar var. Bizim “ilkel” diyebileceğimiz, onların ise dünyaları sığdırdığı ahşap tabletler.
Bizler her yeni döneme, her yeni eğitime başlarken “eksikler listesi” hazırlarız. En iyi bilgisayar, en kaliteli defter, en ergonomik kalem… Konakri’deki bu çocukların karesi ise bizlere, hakiki bir öğrenme sürecinin kusursuz materyallere değil, ruhtaki sarsılmaz kararlılığa bağlı olduğunu fısıldıyor.
Yazılan her bir harf siliniyor, yerine yenisi yazılıyor. Ne bir bulut depolama alanına ihtiyaçları var, ne de bir yazılım güncellemesine. Hafızalarına kazıdıkları her ayet, aslında o ahşap tabletlerden çok daha kalıcı bir yere, ruhlarına........
