menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taner Akpınar yazdı | Kapitalizmin yol açtığı sellerden kütük kapan Çiçikovculuk

27 0
17.04.2026

Hindistanlı politik iktisatçı Prabhat Patnaik, 1990 yılında, “Whatever Has Happened to Imperialism?”[1] başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Yazının başlığını Türkçe, “Emperyalizme Ne Oldu?” diye ifade edebiliriz, ancak, bu, yazarın kastettiği anlamı hakkıyla yansıtmaz. Çünkü yazıyı okuyup içeriğine vakıf olunca anlıyoruz ki, Patnaik, aslında emperyalizm kavramı nereye kayboldu diye soruyor ve var olan dünya düzenindeki sorunları konuşurken Marxist çevrelerin bile bu kavramı artık kullanmadığına işaret ediyor. Başlıkta “what” yerine “whatever” ifadesini kullanmasından da anlıyoruz ki, bu durum onu şaşırtıyor. Patnaik’i şaşırtan, emperyal dünya düzeninin, kendi ifadesiyle, “zerre değişmeksizin” hüküm sürmeye devam ediyor olmasına karşın, kavramın dillerden ve kalemlerden düşmüş olmasıdır. Korkut Boratav da, 1997 yılında, bu yazıya atıfla, emperyalizm hüküm sürmeye devam ederken, “emperyalizm” kavramının “küreselleşme” kavramı ile ikame edilerek, var olan dünya düzeninin hiyerarşik ve eşitsiz olmak yerine, yatay düzlemde eşitler arası ilişkilerin hüküm sürdüğü bir düzen gibi gösterildiğine dikkat çekmişti.[2]

Şimdilerde ise “Kapitalizm kavramı nereye kayboldu?” diye benzer bir soru sormak gerekiyor. Çünkü küresel kapitalist düzenin mevcut durumu, büyük ölçüde, bu kavram kullanılmadan konuşulup tartışılıyor. Büyük ölçüde dememin sebebi, bu kavramı kullananlar da var elbette ama onların sesleri boğularak kavram ortadan kaybedilmeye çalışılıyor. Küresel kapitalist düzendeki güncel olgu ve olaylar, siyasi liderlerin hırsları, hevesleri, kaprisleri, kompleksleri vb. gibi daha çok ruhsal kişilik özellikleri üzerinden açıklanıyor ve bu bağlamda var olan siyasal sistemlere de “otoriter”, “rekabetçi otoriter”, “seçimlerin yapıldığı otoriter” gibi adlar konuluyor.

Kapitalist bir dünya düzeninde yaşıyoruz ve bu, küresel ölçeğe yayılıp yerleşmiş emperyalist bir düzendir. Kapitalist düzen biri siyasi ve diğeri ekonomik olmak üzere iki büyük yalan üzerine kuruludur. İlki kapitalizmin eşit, adil, hukukun üstünlüğüne dayalı, özgürlükçü bir düzen olabileceği, ikincisi de tam rekabet piyasası aldatmacasıdır. Tarihsel süreçte her ikisinin birlikte pratik gerçeklik hâline geldiği böylesi bir iyicil (benign) kapitalizmin görüldüğü ne bir yer ne de bir zaman olmuştur. Ken Loach’un 45 Ruhu (The Spirit of ʹ45) belgeselinde, sözlü tarih çalışması yaptığı kişilerden biri olan Julian Tudor Hart’ın ifadesiyle, “herkesin duyduğu ama hiç kimsenin görmediği anka kuşuna benziyor, iyicil/şevkatli kapitalizm.”

Bugün gelinen noktada kapitalizm birçok bakımdan sürdürülemez durumdadır ve egemenlerin kendileri tarafından oluşturulup 2030 yılına takvimlenerek Birleşmiş Milletler (BM) marifetiyle dolaşıma sokulan Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals) de aslında bunun itirafıdır. 2030 yılı yaklaşırken onyedi sorunun en acili olan açlığın, dünyadan silinmesi şöyle dursun, gittikçe artmakta olduğuna yine BM tarafından her yıl düzenli bir şekilde yayınlanan “hunger hotspots” (Türkçe, “açlığın yakıcı bir........

© İlke TV