menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Liberal Devletin ‘Devlet’ ile İmtihanı: Anarko-Kapitalist Bir Eleştiri”: Bir Değerlendirme

25 0
16.03.2026

Rabia Nur Kartal’ın Akademisyen Kitabevi tarafından 2025’te yayınlanan Liberal Devletin Devlet ile İmtihanı: Anarko-Kapitalist Bir Eleştiri adlı kitabı, Türkiye’de liberalizm tartışmalarına önemli bir katkı sunan, başarılı ve dikkat çekici bir çalışma. Kitap, esas itibarıyla, yazarın doktora çalışmasına dayanmakta. Eser klasik liberalizmin savunduğu sınırlı devlet fikrini anarko-kapitalist perspektiften sorgulayan teorik bir inceleme niteliği taşımakta. Yazarın temel sorusu gayet açık: Liberalizm gerçekten devleti sınırlayabilir mi, yoksa devlet var olduğu sürece özgürlük ideali kaçınılmaz biçimde zedelenir mi? Bu soru etrafında şekillenen kitap, liberal düşünce geleneğinin içindeki önemli ve konunun uzmanı olmayanlar tarafından çoğu zaman gözden kaçırılan bir gerilimi tartışmaya açmakta.

Kitabın ana fikri, klasik liberalizmin savunduğu minimal devlet modelinin kendi içinde çelişkiler barındırdığıdır. Klasik liberal düşünce bireysel özgürlüğü, özel mülkiyeti ve gönüllü mübadeleyi savunur. Ancak, aynı liberal düşünce, bu düzeni korumak için devlete belirli görevler verir: Güvenlik sağlama, hukuk düzeni kurma ve mülkiyet haklarını koruma gibi. Anarko-kapitalist bakış açısına göre işte bu noktada bir sorun ortaya çıkar. Çünkü devlet, bu görevleri yerine getirirken zor kullanma tekeline sahip bir kurumdur ve bu tekel, doğası gereği, zamanla genişleme eğilimi içindedir. Hatta genişlemesi, başka bir deyişle, devletin özgürlükleri geriletecek biçimde büyümesi kaçınılmazdır.

Yazar, bu çerçevede, devletin doğası gereği genişleyen bir yapı olduğunu savunan anarko-kapitalist argümanları ayrıntılı biçimde ele almaktadır. Devletin başlangıçta sınırlı yetkilere sahip olsa bile zamanla yeni yetkiler talep ettiği, vergileri artırdığı ve ekonomik hayata müdahale ettiğini önce gelen yazarlara atıfla ileri sürmektedir. Bu nedenle kitap, minimal devletin uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve devletin varlığının kaçınılmaz olarak özgürlüğü tehdit ettiği sonucuna ulaşmaktadır.

Bu yaklaşım özellikle Murray Rothbard, David Friedman ve Hans-Hermann Hoppe gibi öncü anarko-kapitalist düşünürlerin savunduğu teorik çerçeveyle uyumludur. Kitap, bu düşünürlerin fikirlerini Türkçe literatüre taşıma bakımından da önemli bir işlev görmektedir. Böylece, bir anlamda, bir boşluğun doldurulmasına da ciddi katkı sağlamaktadır.

Kitabın Güçlü Yönleri

Kitabın en güçlü yönlerinden biri, teorik tartışmaları açık ve sistematik biçimde ele almış olması. Yazar liberalizm, devlet teorisi ve anarko-kapitalizm arasındaki ilişkileri yalnızca ideolojik bir polemik olarak değil, felsefi bir problem olarak de ele almaya ve incelemeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım hiç kuşku yok ki kitabın akademik değerini artırmaktadır.

Kitabın ikinci güçlü yönü, Türkiye’de hayli az tartışılan bir düşünce akımını ele almasıdır. Anarko-kapitalizm dünya literatüründe nispeten geniş bir tartışma alanına sahip olsa da Türkçe akademik çalışmalarda bu konuya ayrılmış kapsamlı metin sayısı -kitap ve makale olarak- çok sınırlıdır. Bu nedenle, Kartal’ın çalışması, özellikle siyaset felsefesi ve liberteryen düşünceyle ilgilenen okuyucular için önemli bir kaynak ve referans noktası oluşturmaktadır.

Üçüncü olarak kitap, liberal düşüncenin kendi içindeki gerilimleri görünür kılmaktadır. Liberalizm bir yandan devleti sınırlamak isterken diğer yandan devletin varlığını kabul eder. Bu ikili yapı ve iki şeyin birbiriyle bağdaştırılması fikir tarihi boyunca liberal düşünürlerin üzerinde tartıştığı bir mesele olmuştur. Kartal’ın çalışması bu tartışmayı sistematik biçimde ortaya koyarak okuyucuyu konu hakkında düşünmeye sevk etmektedir.

Kitabın Zayıf Yönleri

Bununla birlikte, kitabın bazı tartışmalı yönleri de var. Öncelikle anarko-kapitalist eleştirinin güçlü biçimde sunulmasına karşın klasik liberal devlet savunusunun aynı ölçüde ayrıntılı biçimde tartışılmadığı söylenebilir. Oysa, minimal devlet fikri yalnızca pratik bir uzlaşmaya değil, aynı zamanda güçlü bir felsefi temele dayanır. Özellikle Locke, Hume, Hayek ve Nozick gibi düşünürlerin devletin neden gerekli olduğunu açıklayan argümanları daha ayrıntılı biçimde ele alınabilirdi.

İkinci olarak, anarko-kapitalist modelin fiiliyatta uygulanabilirliği konusunda daha kapsamlı bir değerlendirme yapılması faydalı olabilirdi. Anarko-kapitalist -yani devletsiz- bir toplumda bedavacılık problemi ve ihtilafların çözülmesinin en sonunda nihai bir karar verme otoritesine yol açacağı görüşü ayrıntılı biçimde el alınabilirdi. Keza, hemen her toplumda bazı insanların yönetme ve çoğu insanın yönetilme eğilimlerinin-taleplerinin nelere yol açabileceği de değerlendirilebilirdi. Güvenlik hizmetlerinin tamamen piyasaya bırakılması veya hukuk düzeninin özel kurumlar tarafından yürütülmesi gibi öneriler teorik açıdan ilginç olsa da pratikte önemli sorunlar doğurabilir. Bu sorunların daha ayrıntılı biçimde tartışılması kitabın analitik gücünü artırabilirdi.

Klasik Liberal Bir Eleştiri

Klasik liberal perspektiften bakıldığında anarko-kapitalist eleştirinin en önemli sorunu, devletin tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olduğu ve bunun özgürlüğü garanti edeceği varsayımıdır. Oysa klasik liberal düşünürlerin büyük kısmı devletin tamamen ortadan kaldırılmasının imkânsız olduğunu ve devletin yokluğunun değil, ancak sınırlı bir devletin özgürlüğü güvence altına alabileceğini savunmaktadır.

Bu görüşe göre devletin varlığı değil, devletin sınırlarının belirsiz olması özgürlüğü tehdit eder. Hukukun üstünlüğü, anayasal sınırlamalar ve kuvvetler ayrılığı gibi kurumlar tam da bu nedenle geliştirilmiştir. Minimal devlet fikri, devletin gücünü sınırsız şekilde artırmayı değil, devleti bireysel hakları korumakla sınırlandırmayı amaçlar.

Klasik liberal düşünürler, ayrıca, güvenlik ve adalet gibi bazı önemli kamusal hizmetlerin tamamen piyasaya bırakılmasının baz sorunlar yaratabileceğini de ileri sürerler. Bunun sonucu kaçınılmaz olarak bir kamu otoritesinin doğması olabilir. Bu nedenle düşünürler devletin tamamen ortadan kaldırılması yerine, bireysel özgürlükleri koruyan anayasal ve sınırlı bir devlet düzenini daha gerçekçi bir çözüm olarak görürler. Devletin ekonomik alanda büyümesini önlemek için de anayasal iktisat teorisinin önerilerinden yararlanmak düşünülebilir.

Rabia Nur Kartal’ın çalışması, geniş anlamda liberal düşünce içindeki önemli bir teorik tartışmayı gündeme getiren değerli bir katkı. Kitap yalnızca anarko-kapitalist düşünceyi tanıtmakla kalmamakta, aynı zamanda liberal devlet fikrinin sınırlarını sorgulamayı da teşvik etmektedir. Bu tür çalışmalar, düşünce dünyasının gelişmesi açısından son derece önemlidir. Nihayetinde gerçek hiçbir kişinin ve hiçbir yaklaşımın tekelinde değildir ve fikirler ancak eleştiri ve tartışma yoluyla gelişebilir ve olgunlaşabilir.

Kartal’ın kitabı, Türkiye’de siyaset felsefesi alanında daha fazla teorik tartışmanın yapılması gerektiğini hatırlatan bir çalışma niteliğindedir. Liberalizm, devlet ve özgürlük üzerine yürütülen bu tür entelektüel çabalar, düşünce hayatımızın zenginleşmesine katkı sağlamaktadır. Bu nedenle kitap, yalnızca ileri sürdüğü tezler açısından değil, cesur bir teorik tartışma başlatma çabası bakımından da takdire şayan bir entelektüel girişim olarak görülmelidir. Bu tür çalışmaların çoğalması hem akademik dünyamız hem entelektüel hayatımız ve hem de kamusal tartışma kültürümüz açısından son derece sevindirici bir gelişme olacaktır.

Rabia Nur Kartal’ı bu başarılı çalışması için gönülden tebrikler diyorum. Kartal’ın kitabını meşgul olduğu konularla ilgilenen herkese hararetle tavsiye ediyorum.


© Hür Fikirler