Yargıtayın Doğru Bildiği Yanlışlar
Efendim bu yazımız sitemiz Hukuki Haber’deki 100. Yazımız. Yüz sayısı önemlidir. Eski Yunan’da birin yanına yüz adet sıfır gelirse buna Google denirdi, tanıdık geldi mi?
Bir iktidarın da yüzüncü günü önemlidir. İşçiden performans alıp alamayacağımız da üç ayda aşağı yukarı belli olur. Bu yüzden de gerek evlenmeye dair durumlarda, oturum izinlerinde, iş güvencesinde altıncı aydan itibaren sınırlar çekilmeye başlanır.
Amerikan dizilerinde de bir sezon genellikle on bölüm sürse, on sezon sonunda bir Retro çizerler; hangi bölümde ne yapılmış, en vurucu anlar neresiydi diye. Biz zaten bunun biraz benzerini yapıyorduk; belli bir konuda belli bir sayıya ulaşmış yazımız varsa bunları bir araya getiriyorduk ve …Doğru Bilinen Yanlışlar şeklinde derleme yapıyorduk. Evet, FSEK m. 6 anlamında derleme. Hani İş Görme Borcunu Yerine Getirmekten Kaçınma[1]’da değinmiştik ya, direkt Yargıtayın Doğru Bildiği Yanlışlar diye bir yazı yazalım, daha bir anlam bütünlüğü olur, işte bu vesileyle biz de yüzüncü yazımıza bu adı verelim dedik.
Yalnız söz İş Borcunu Yerine Getirmekten Kaçınma’dan açılmışken, okuyucularımızdan XYZ dediklerin arasında bağlantıyı kuramadım, görüşlerini sağlam temellendirememişsin demiş. Türk insanına bir şey anlatmak isteyen biraz da mizahı katmalıdır, zaten okumayı hiç sevmiyoruz, bir de hukuk gibi dışarıdan bakan için çok sıkıcı gelebilecek alanda bir şeyler anlatmaya çalışmak, zulüm olur. Lakin humoru katacağım dediğinizde de, bazen tam anlatamayabilirsiniz bir hukuki mes’eleyi hele de kişi konuya çok yakın değilse.
Olayımızdaki hukuki problem, ücreti İşK m. 34 kapsamında mücbir sebep olmadan ödeme gününden itibaren yirmi gün içerisinde ödenmeyen işçi iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilecek de, acaba o çalışmadığı günlere ait parasını alabilecek mi, alamayacak mı?
Vermeden almak Allah’a mahsus değil mi, madem sen benim paramı vermiyorsun, ben de çalışmaya devam etmiyorum ama çalışmadığım günlerin de parasını almak hakkaniyete aykırı olur. Elimizde sadece bu madde olsaydı mantıklı durabilirdi. İşK m. 24 işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümlerine uygun olarak ödenmezse, işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı vardır der. İşK m. 26 haklı nedenle sözleşmeyi fesheden diğerinden tazminat hakkı vardır der. Bunlar da İşK m. 17 ihbar tazminatı ve İşK m. 120 kıdem tazminatı.
Şimdi zaten kanun bırak böyle yirmi gün ödememeyi, İşK m. 32 aybaşında ücretim ödenmediğinde bana ihbarımı, kıdemimi alıp gitmeme izin veriyor, mantıksız değil mi boş boş beklemem? Bu ancak ortada almaya değecek bir ihbar tazminatı (malum bismillah dediğimizde zaten iki hafta ile başlıyoruz) ile yılı dolduramadığımız durumlarda kıdem tazminatsızlıkla mantıklı olabilir. Hani zaten bir kazancım yok, bir ihtimal dur bakalım n’olacak diye beklemekle olur.
O zaman da başka bir problem ortaya çıkıyor. İşK m. 18 altı ay kıdemi olup da otuz ve daha fazla işçinin olduğu yerde çalışana iş güvencesi veriyor. Çıkartamıyorsun bu kişiyi. Çıkartırsan İşK m. 21 en çok dört ay kadar çalışılmayan süreye ait boşta geçen zaman ücreti ile dört ile sekiz bürüt maaş arası işe başlatmama tazminatı veriyor. Tabii Yargıtay uygulaması kıdemi beş ile on beş yıl arasında olan işçiye beş ay, daha fazla olana altı ay, eğer işten çıkartma nedenleri farklıysa da daha fazlasına hükmediyor da, bizim anlayacağımız ortada kıdemini doldurmamış bir işçi varsa en kötü sekiz maaş para alacağıdır.
Hiç gerek yok bunlara, verme işçinin ücretini, o da iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınsın, sen de kurtul işe iade süreçlerinden. Olur mu böyle........
