MOTOKURYE KAZASINDA MALULİYET TAZMİNATI VE SGK MAHSUBU
MOTOKURYE KAZASINDA MALULİYET TAZMİNATI VE SGK MAHSUBU
Trafik Kazası Aynı Zamanda İş Kazası Olduğunda Zorunlu Trafik Sigortacısının Sorumluluğu, Rücuya Tabi Ödemelerin İndirimi ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025-2026 Uygulaması
Motosiklet, son yıllarda Türkiye trafiğinin en hızlı büyüyen unsuru oldu. 21.09.2026 tarihinde basına yansıyan TÜİK ve İçişleri Bakanlığı verilerine göre trafiğe kayıtlı motosiklet sayısı yaklaşık 7,6 milyona ulaşmış; 2026 yılının ilk dört ayında meydana gelen 138.833 ölümlü ve yaralanmalı kazanın 69.131'inde bir motosiklet yer almıştır. Anadolu Ajansının 06.04.2026 tarihli haberine göre ise 2025 yılında meydana gelen 288.318 trafik kazasının yüzde 50,2'sine motosikletler karışmıştır. Bu tablonun önemli bir bölümünü, paket servisi ve hızlı teslimat sektöründe çalışan motokuryeler oluşturmaktadır.
Motokuryenin geçirdiği kaza, hukuken iki ayrı sistemin kesişim noktasındadır. Kaza bir yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) kapsamında bir trafik kazasıdır ve kusurlu aracın zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortacısının sorumluluğunu doğurur. Öte yandan kurye, kazayı işini yaparken geçirdiği için olay çoğu zaman 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu anlamında bir iş kazasıdır ve Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) edimlerini harekete geçirir. Bu iki sistemin nasıl bir arada işleyeceği, özellikle sigorta tahkiminde, uygulamanın en sık bozma sebeplerinden biri hâline gelmiştir.
Bu çalışmada, kurye kazalarında sigortacıların ileri sürdüğü "iş kazası, SGK ödemesi mahsup edilsin" savunmasının hukuki temeli, mahsup edilecek tutarın nasıl belirleneceği ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2025 ve 2026 yıllarında verdiği kararlarla şekillenen uygulama incelenecek; SGK'ya başvurunun fiilen bir ön şarta dönüşüp dönüşmediği sorusu tartışılacaktır.
I. KURYENİN KAZASI NEDEN AYNI ZAMANDA İŞ KAZASIDIR?
5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayların yanında, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle ve sigortalının görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi nedeniyle meydana gelen olayları da iş kazası sayar. Teslimat yapan bir kuryenin trafikte geçirdiği kaza, bu tanımın tipik örneğidir. Aynı maddeye göre iş kazası, hizmet akdiyle çalışan sigortalı bakımından işveren tarafından kolluğa derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı bakımından ise, bir ayı geçmemek şartıyla, rahatsızlığının bildirim yapmaya engel olmadığı günden sonraki üç iş günü içinde kendisi tarafından bildirilmelidir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, olayın iş kazası niteliğini dosyadaki somut verilerden çıkarmaktadır. Daire, 15.12.2025 tarihli kararında kaza görüntülerinde davacının bir hızlı teslimat şirketinin logosunu taşıyan motosiklet ile kazaya karıştığını tespit ederek olayın "aynı zamanda iş kazası niteliğinde" olduğunu kabul etmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2024/10375, K. 2025/16769, 15.12.2025). 01.12.2025 tarihli bir başka kararda da davacının "motosikletli kuryenin işini yaparken trafik kazası geçirdiği" belirlenmiştir (Yargıtay 4. HD, E. 2024/10431, K. 2025/16028, 01.12.2025). Kaza tespit tutanağı, ceza soruşturmasındaki ifade, sigortalı hizmet dökümü ve motosikletin kime ait olduğu, bu nitelendirmenin başlıca kaynaklarıdır.
Böylece kurye kazasında üç ayrı ilişki ortaya çıkar: kuryenin karşı aracın işleteni ve trafik sigortacısına karşı tazminat alacağı (KTK m. 85, 91), SGK'nın kuryeye karşı sosyal sigorta edimleri ve SGK'nın, yaptığı ödemeler için kusurlu üçüncü kişilere karşı rücu hakkı.
II. MAHSUBUN HUKUKİ TEMELİ: HANGİ ÖDEME, NE KADAR?
Mahsup tartışmasının kilit hükmü, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 55. maddesinin birinci fıkrasıdır:
"Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez."
Hükmün karşıt anlamı açıktır: tazminattan yalnızca rücu edilebilen sosyal güvenlik ödemeleri indirilebilir. Rücu edilebilir kısmın ölçüsünü ise 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin dördüncü fıkrası verir:
"İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücû edilir."
KTK m. 92'nin son fıkrası da, SGK tarafından yapılan gelir kaybına ilişkin ödemelerde sigortacının Kuruma karşı sorumluluğu varsa bu sorumluluğun "sigortacının kendi sigortalısının kusuru oranında" devam edeceğini düzenler. Bu üç hüküm birlikte okunduğunda, kurye kazasında trafik sigortacısına karşı hesaplanan tazminattan düşülecek tutar, SGK'nın bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin tamamı değil, bunun yarısının sigortalı araç sürücüsünün kusuruna........
