Trump kanunu: Aldım, vurdum, susturdum
3 Ocak 2026’da Venezuela’da düzenlenen askeri operasyon, yalnızca diplomatik normları hiçe saymakla kalmadı, uluslararası sistemin çekirdeğiyle doğrudan çarpıştı. Dünya bu şoku hala atlatmış değil.
Ne olmuştu?
ABD özel kuvvetleri, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı olmadan Caracas’a girdi; Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’i gözaltına alarak New York’a getirdi. Flores’in yaralı görüntüleri gerçekte ne kadar şiddet kullanıldığının da ispatıydı.
Maduro Venezuala’yı berbat yönetmiş bir diktatör, başına gelenlerden de p kendisi sorumlu. Ancak bu durum ülke basıp başkan kaçırmayı ve bunu da Monroe-Donroe esprileriyle sunmayı makul kılmıyor. Olan bitenin dünya liderlerinden ciddi bir kınama bile almaması ise tahammül fersa bir durum. Küresel akıl tutulmasının alacakaranlık kabusunda beni bu mentiondan çıkarın diye bağırıyoruz da, düşişleri bakanlığı kabus yönetmeliği nedeniyle sesimiz çıkamıyor gibi bir hâl.
Haydutluğunu “başarılı operasyon” diye sunan Trump yönetimi sonraki günlerde, uluslararası hukuku bağlayıcı görmediğini açıkça ifade eden yeni bir söylem hattı kurdu.
66 anlaşmadan çekilme talimatı verildiği de basına yansıdı.
Maduro’nun kaçırılması eylemi , BM Şartı’nın 2(4) maddesini doğrudan çiğniyor: Devletlerin toprak bütünlüğüne ve siyasi bağımsızlığına karşı güç kullanımı yasak. Güvenlik Konseyi onayı olmaksızın yabancı bir ülkede askeri müdahale, çağdaş uluslararası hukukun en temel tabusu. Hukukçular bunu “agresyon suçu” olarak tanımlıyor; Nürnberg İlkeleri’nden bu........
