menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Visa ve Mastercard'ın tahtı neden tartışılıyor?

103 0
07.10.2026

Dünyada kredi ve banka kartıyla ödeme denildiğinde uzun yıllardır iki Amerikan şirketinin adı öne çıkıyor: Visa ve Mastercard. Dünyanın hemen her ülkesinde geçerli olmaları, bankaları, işyerlerini ve tüketicileri birbirine bağlayan devasa ağları, geliştirdikleri güvenlik ve teknoloji altyapıları bu iki şirketi küresel ödeme sistemlerinin tartışmasız liderleri haline getirdi. Hatta dünya genelinde “İkili Tekel” olarak tanımlanıyor. Uzun yıllar fazla sorgulanmayan bu hâkimiyet son dönemde özellikle Avrupa’da daha fazla tartışılmaya başladı.

Günümüzde ödeme sistemlerinin artık yalnızca bankacılık faaliyeti veya kredi kartı meselesi olmaması en önemli sebeplerinden birisi. Enerjide, savunmada, haberleşmede, dijital platformlarda, yarı iletkenlerde, bulut teknolojilerinde yaşanan bağımlılık tartışmasının benzeri şimdi finansal altyapıda gündeme geliyor. Bir ülkenin vatandaşlarının ve şirketlerinin yaptığı milyarlarca ödemenin altyapısını başka ülkelerin şirketlerinin kontrol etmesi, verilerin önemli bir bölümünün onlar üzerinden akması stratejik bir bağımlılık oluşturur mu? Avrupa’nın son dönemde daha yüksek sesle sorduğu soru bu.

Bu hafta İstanbul Maslak’taki Hilton’da düzenlenen Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) bir ürünü olan “BKM Express bex” ana sponsorluğunda gerçekleşen Istanbul Fintech Week 2026 toplantılarının bir bölümünü takip ederken bu tartışmanın Avrupa tarafındaki yansımalarını da dinleme fırsatım oldu. Özellikle Portekizli Hugo Araújo’nun söyledikleri dikkat çekiciydi. Portekiz merkezli ödeme sistemleri şirketi SIBS’in Stratejik Girişimler ve Ortaklıklar Direktörü olan Araújo, aynı zamanda Avrupa’daki yerel kart sistemlerini temsil eden European Card Payment Association’ın (ECPA) Başkanı.

Araújo’nun Visa ve Mastercard’ın küresel ödeme sistemlerindeki konumunu tarif ederken kullandığı “double monopoly”, yani “İkili Tekel” yaklaşımı üzerinde durulması gereken önemli bir tespitti. Çünkü bu ifade Türkiye’den veya gelişmekte olan bir ülkeden değil, Avrupa ödeme sistemlerinin içinden gelen bir yöneticiden geliyor. (Bir dipnot: İngiltere’nin halen daha kendi milli/özgün ödeme sistemi bulunmuyor.)

Elbette Visa ve Mastercard bugünkü konumlarına tesadüfen ulaşmadı. Dünyanın hemen her yerinde çalışan ağlar kurdular, bankalar ve milyonlarca işyeri arasında güvenli ödeme altyapısı oluşturdular, teknolojiye büyük yatırım yaptılar. Fakat tam da bu başarının ortaya çıkardığı ölçek, bugün başka bir soruyu gündeme getiriyor: Ödeme sistemlerinde rekabet iki küresel şirketin ağırlığı altında mı kaldı? Aslında cevabı belli bilinen bir soru…

Avrupa neden rahatsız?

Avrupa yıllarca Amerikan ödeme sistemlerine bağımlılığını ciddi bir problem olarak dikkate almadı. Çünkü sistem çalışıyordu, tüketici memnundu, bankalar küresel ağa bağlanabiliyordu. Ancak son yıllarda değişen jeopolitik dengeler, yaptırımlar, ticaret savaşları ve teknoloji alanındaki rekabet başka bir bakış açısını ciddi anlamda değiştirdi.

Bugün başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde konuşulan kavramlardan biri “payment sovereignty”, yani ödeme egemenliği konusudur.

Fransa’nın Cartes Bancaires, Almanya’nın Girocard, Danimarka’nın Dankort, Portekiz’in........

© Habertürk