Zihin İşgali ve Teslimiyet Kıskacında Milli Direnç
Günümüzde cephe savaşı bekleyenler büyük bir yanılgı içindedir. Çünkü modern emperyalizm, ordularıyla sınırlara dayanmadan çok önce; algı operasyonları ve ikna yöntemleriyle zihinleri işgal edip kendi safına çekmiş durumda. Bu sinsi strateji, toplumların bağışıklık sistemini çökertiyor, aidiyet duygusunu "modası geçmiş" bir kavram gibi sunarak nesilleri köksüzleştiriyor. Çevremizdeki ülkelerde gördüğümüz acı tablo budur: İnsanların karşı koyma refleksleri yok edildiğinde, vatanlar eller kollar sallanarak işgal edilebiliyor. Zehirli Uzlaşı ve Milli Birliğin Zedelenmesi
Bugün Türkiye’de halkı en büyük yılgınlığa ve umutsuzluğa sürükleyen temel tehlike, bu zihinsel kuşatmaya karşı koyması gereken yapıların bizzat kuşatmanın bir parçası haline gelmesidir. İktidarın ve ona ayak uyduran ana muhalefetin, sözde "çözüm süreçleri" ve toplumun sinir uçlarına dokunan "zehirli raporlar" üzerinde gizli veya açık bir uzlaşı içinde olması, milli birliğe vurulan en ağır darbedir. İki zıt kutup gibi görünen bu yapıların, ülkenin temel kolonlarını sarsacak dosyalarda aynı çizgide buluşması, toplumun savunma mekanizmalarını felç etmektedir. Milli cephenin paramparça görüntüsü ve siyaset kurumunun bu teslimiyetçi tavrı, halkın yarınlara olan inancını kırmaktadır. En Güçlü Silah: Fikir ve Aydınlanma
Bu kuşatmayı yaracak yegane kalkanımız bilmek, en güçlü silahımız ise bildiğimizi korkusuzca ifade etmektir. Mücadelemiz artık bir aydınlanma savaşıdır. Düşman, en çok gerçekleri bilenden ve bu gerçekleri sakınmadan haykırandan korkar. Yıkıcı Değil Yapıcı Direnç:
Bizim çabamız; sadece eleştirmek değil; okuyup düşünmek, konuşup paylaşmak ve milli bir akılla yeniden üretmektir. Siyaset Üstü Bir Bilinç: İktidar ve ana muhalefetin dar kalıplarına hapsolmuş, yılgınlık üreten siyaset anlayışına karşı; sarsılmaz bir milli bilinci yeniden inşa etmek zorundayız. Sonuç: Kazanan "Bilenler" Olacak Unutulmamalıdır ki; en güçlü silah bir fikirdir. Emperyalizmin algı oyunları ve siyasetin zehirli uzlaşıları, bir milletin sinesindeki hakikat aşkından daha güçlü değildir. Bu savaşın kazananı, celladına aşık olanlar veya umutsuzluğa kapılanlar değil; gerçeğin farkında olan ve bu gerçeği yaymaktan vazgeçmeyenler olacaktır. Zira galip olan, her zaman hakkı bilen ve hakikati bildirendir. Zihni hür olanın, vatanı ve geleceği de hürdür. HAkan ayaz
