menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2. Dünya Savaşından bugüne!

230 0
10.09.2026

Türkiye'nin tarihi "savaşa girmemek" tarihi değil — masada kalabilmek için bedel ödemek tarihidir. 1939–45'te bedeli ekmek karnesi ve cephesiz mezarlarla ödedik; 1950'de Kore'de 721 şehitle ödedik; karşılığında BM üyeliği ve NATO aldık. Bugünkü soru aynı: bu sefer fiyat ne, ve fiyatı kim koyuyor? Taslak bu eksen üzerine kuruldu. Bu anlamda Ankara'nın bugünkü siyaseti bir cümleyle özetlenebilir: bölgedeki savaşların dışında kalmak.

Ukrayna'da taraf olmuyoruz. İran krizinde mesafe koruyoruz. İsrail'le doğrudan karşı karşıya gelmekten özenle kaçınıyoruz. Geçen ay Mekke'de imzalanan ortak savunma anlaşmasına rağmen ki o metin, üyelerden birine yapılan saldırıyı hepsine yapılmış sayıyor İsrail Suriye'deki hedefleri vurduğunda çıkan ses, diplomatik nezaket sınırını aşmıyor.

Bir de şu var: Ticaret yasağımız var. Haziran 2024'ten beri Türkiye-İsrail resmî ticaret hattı kâğıt üzerinde sıfır. Ama Bakü-Tiflis-Ceyhan hattından Ceyhan Limanı'na inen Azerbaycan petrolü İsrail'e akmaya devam ediyor — üstelik artarak. 2025'te sevkiyat yüzde 31 artmış, günde 94 bin varile çıkmış; 2022'den bu yana en yüksek seviye. Ankara'nın cevabı hazır: "Transit petrolün mülkiyeti bizde değil, uluslararası taahhütlerimiz var, müdahale yetkimiz yok." Tamam doğrudur. Peki şu doğru mu: İnsan sormadan edemiyor: Bir devletin ambargo ilan edip, aynı devletin toprağından ambargo koyduğu ülkeye günde 94 bin varil petrol akmasına "yetkim yok" demesi bu neyin siyasetidir? Kime karşı ambargo koymuş oluyoruz? Kendi kamuoyumuza mı? Mantığı olmayan bir şeyin ahlakı da olmaz, hukuku da.

Bu tabloya bakınca insanın aklına ister istemez 80 yıl öncesi geliyor. Çünkü bu ülkenin "savaşın dışında kalma" tecrübesi var. Hem de çok pahalı bir tecrübe.

Bakın bu nasıl oldu. Türkiye 2.Dünya Savaşı'na fiilen katılmadı. Ama savaşın dışında kalmanın da bir faturası vardı ve bu fatura, savaşa girenlerinkinden hafif değildi. Nüfusun 17-19 milyon olduğu bir ülkede bir milyondan fazla genç silah altına alındı. Tarlada erkek kalmadı; üretim durdu, karaborsa patladı. 1942'de ekmek karnesi uygulaması başladı.

İki yıl sonra 2. Dünya Savaşı'nın bitişini simgeleyen Japonya'nın teslimiyet anlaşmasının güvertesinde imzalandığı USS Missouri zırhlı gemisi 5 Nisan 1946’da İstanbuldaydı. Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Mehmet Münir Ertegün 11 Kasım 1944 tarihinde Washington, DC'de geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmişti. 2 yıl sonra Missouri zırhlısı ile Türkiye'ye getirildi. Bu ziyaret, Soğuk Savaş döneminin hemen başında ABD'nin Sovyet tehdidine karşı Türkiye'nin yanında olduğunu gösteren çok önemli bir siyasi ve askeri dönüm noktası olarak kabul edilir. Geminin gelişi İstanbul'da büyük bir coşkuyla karşılanmış; Genelevler badana edildi, fahişeler sağlık kontrolünden geçirildi, yerli müşterilerin o sokağa........

© Haber Vakti