EVİMİZDEKİ YABANCILAR: MODERNLİK YANILSAMASI VE RUHUN ÇIPLAKLIĞI
Çok değil, sadece bir nesil öncesine kadar aile kavramı, sarsılmaz bir kale gibiydi.
Bizler, babası odaya girdiğinde toparlanan, annesinin bir bakışından ne demek istediğini anlayan, "hayâ" ve "hürmet" kavramlarını hayatının merkezine koyan çocuklardık.
Bugün ise bambaşka bir manzara ile karşı karşıyayız: Kendi değerlerine yabancılaşmış, manevi boşluğunu dijital gürültülerle doldurmaya çalışan ve en acısı; anne-babasını kendi evinde "görünmez prangalarla" esir alan bir gençlik.
"Siz Bana Karışamazsınız" Duvarı ve Görünmez Prangalar.
Bugün pek çok anne-baba, evladıyla konuşurken adeta mayınlı bir tarlada yürüyor.
18 yaşını doldurmayı bir "özgürlük beratı" sanan gençler, "Bu benim hayatım, bana karışamazsınız" cümlesini bir kalkan gibi kullanıyor.
Ancak bu bir özgürlük değil, köksüzleşmedir.
Anne-babalar, modern görünmek adına çocuklarının her tavrına sessiz kaldıkça, aslında kendi otoritesini ve evin huzurunu o görünmez prangalara bizzat teslim ediyor.
Dijital Yaşamın Getirdiği Ruhsuzlaşma ve Çıplaklık Yanılsaması
Çocukluğumuzda ruhu doyuran manevi bir zırhımız vardı.
Şimdiki nesilde gözlemlediğimiz o "ruhsuzlaşma"nın temel nedeni, hayatın tamamen ekranlara hapsolmasıdır.
Duygular emojiyle, başarı ise beğeni........
