menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

8 Mart’ta Dünyayı Kadınlar Yönetsin - Kürt Kadınının Acısı ve Özgürlüğün Gerçek Anlamı

14 0
08.03.2026

Dünyayı kadınlara verelim… Hiç değilse bir günlüğüne.

Belki o gün insanlık kendini yeniden tartar; gücün, iktidarın ve savaşın kirlettiği aynaya bakar. Çünkü kadın yalnızca bir beden değildir. Kadın; hayatın sabrı, acının hafızası ve direncin adıdır. Ama bazı kadınların yükü daha ağırdır. Bu dünyanın en ağır yüklerinden birini Kürt kadını taşır. Kürt kadını; (Rojava , Rojhılat, Başur’da) yakılan köylerin dumanını saçlarında taşıyan, sürgün yollarında çocuklarını büyüten, mezarsız ölülerin yasını tutan, ama yine de yaşamdan vazgeçmeyen kadındır. O çoğu zaman bir annedir; oğlunu dağlarda, zindanlarda ya da savaşlarda kaybetmiş. O çoğu zaman bir emekçidir; fabrikalarda alın teri dökerken kimi zaman o demir çarkların arasında adı bile duyulmadan hayatını kaybeden… Bu kadınlar yalnızca acı çekmedi. Aynı zamanda direndi. Çünkü Kürt kadını çok iyi bilir: Özgürlük yalnızca bir slogan değildir, insan olmanın en temel hakkıdır. Bugün dünyada “kadın özgürlüğü” tartışmaları yapılırken çoğu zaman özgürlük yalnızca bedensel serbestlik üzerinden anlatılıyor. Kadının istediği gibi giyinmesi, bedeni üzerinde söz sahibi olması elbette bir haktır. Ama özgürlüğü yalnızca bununla sınırlamak kadının gerçek varlığını küçültmektir. Kadın sadece bir beden değildir. Kadın; düşünen bir akıl, üretilen bir emek, direnen bir irade ve kuran bir ruhtur. Kürt kadınının mücadelesi bize bunu hatırlatır. Onun özgürlüğü yalnızca bedenine dair değildir. Onun özgürlüğü; Dilinin yasak olmadığı bir hayat, kimliğinin inkâr edilmediği bir dünya, çocuklarının ölmediği bir gelecek, emeğinin sömürülmediği bir düzen demektir. Bu yüzden Kürt kadınının mücadelesi bedensel bir serbestlik tartışmasından çok daha derindir. O; hem patriyarkanın kadını daraltan kalıplarına, hem de halkını yok sayan baskılara karşı aynı anda direnmiştir. Bu direniş bir ideoloji değil, bir hayat gerçeğidir. İşte bu yüzden dünyayı kadınlara verelim. Hiç değilse bir günlüğüne. Belki o gün iktidarın dili değişir. Belki savaş yerine merhamet konuşur. Belki fabrikalar ölüm değil hayat üretir. Belki doğa talan edilmez. Belki çocuklar ölmez. Ve belki insanlık o gün şunu anlar: Kadın dünyayı yönetirse iktidar için değil, yaşam için yönetir. Ey adamlar… Bir günlüğüne olsun bırakalım dünyayı kadınların ellerine. Belki o gün yeryüzü ilk kez bir annenin kalbi kadar adil olur. Ve belki o gün yüzyıllardır acı taşıyan Kürt kadınının sesi nihayet hak ettiği gibi duyulur. Çünkü özgür bir kadın yalnız kendini değil, insanlığın geleceğini de özgürleştirir.


© Güneydoğu Ekspres