menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KAÇMAK MI, KARŞILAMAK MI?

13 0
30.09.2026

Depremden kaçmak mı, yoksa depremi karşılamak mı?

Evet, güzel bir soru.

Bence insanın yaşadığı bunca panik, kaygı ve korku, çoğu zaman eksik olduğumuzu hatırlamamız için bile yeterli gelmiyor. Çünkü biz çoğu şeyi hep bir sebebe bağlayarak anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Oysa hayatımızda birçok deprem vardır.

Bazen bizi her şeyden koparan sadece kendimize yoğunlaştığımız hiçbir şeyin korunmak kadar önemli olmadığı fiziki depremler.

Bazen de sürekli karşılaştığımız olumsuz ani gelişen olaylar v.s

Hastalık, ölüm, kayıp ve yaşadığımız her üzüntü, aslında içimizde meydana gelen depremlerdir.

Bazen nedenini, nereden ve niçin geldiğini biliriz; gardımızı ona göre alırız. Kimi zaman da ansızın yakalanır, korkuya kapılır, boşluğa düşer ve kaygılanırız.

Kaygı, insanın kendisini yeterince tanımadığı ve yetiştiremediği zaman daha tehlikeli ve zarar verici hâle gelebilir. Oysa zihin, doğayı ve kendisini daha iyi anladıkça açılır. Ne kadar çok şeyi anlarsa, o kadar gelişir.

Belki de asıl önemli olan şudur: Zihin, varlığın ve hayatın anlamına dair daha derin bir bilgiye ulaştıkça kendisini de daha iyi tanımaya başlar.

Bu yüzden zihnin kendisine sorular sorması gerekir:

Yaşamın konusu nedir?

İnsan, hayatın kendisiyle ilgili bu soruların cevaplarını aramalı ve bulduğu cevaplarla yoluna devam etmelidir.

Kendimizi inceledikçe bizi neyin mutlu ettiğini, neyin yaraladığını ve neyin bize iyi geldiğini keşfederiz. Böylece içimizdeki kaygı depremlerinin de birer birer üstesinden gelmeye başlarız.

Sokrates'in çok anlamlı bir sözü vardır:

“Ruhlarımızın bakımından kendimiz sorumluyuz.”

Peki insan her zaman bir yönlendirmeye mi ihtiyaç duyar? Yoksa kendi yönünü bulabilecek bilgi ve........

© Gazete İpekyol