menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ukrayna savaşı: Değişen dengeler, yok olan kırmızı çizgiler

30 12
04.01.2026

Önümüzdeki 22 Şubat’ta dördüncü yılını doldurarak, beşinci yılına girecek Ukrayna savaşının ne zaman ve nasıl biteceği henüz net olarak görünmüyor. Donald Trump’ın 20 Ocak 2025’te ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasından sonra, savaşın bitirilmesi adına pek çok adımın atıldığı söylenebilir. Rusya ile ABD arasında açık-gizli pazarlıkların ardından oluşturulan 28 maddelik barış planı, 14-15 Aralık’ta Berlin’de ABD, Ukrayna ve Avrupa arasında yapılan görüşmelerde 20 maddeye düşürüldü. “Barış” adına eldeki tek somut sonuç 20 maddelik plan, aynı zamanda bu yıl içinde Batı, Ukrayna ve Rusya arasında üzerinde pazarlıkların yapılacağı tek belge olma özelliğini taşıyor.

20 maddelik planı, Trump tarafından sürekli pazarlık masasının dışında tutulmaya çalışılan Avrupa için ABD’de karşısında mevzi elde etme bakımından bir başarısı olarak değerlendirmek mümkün. Ancak bu savaşın askeri ve ekonomik faturasının Avrupa’ya ihale edilmesi karşılığında başarıldı. Berlin toplantısında Avrupa çok uluslu bir askeri güçle Ukrayna’ya güvenlik garantisi verilirken, birkaç gün sonra Brüksel’de düzenlene AB zirvesinde iki yıl boyunca 90 milyar avroluk bir fon ayrılmasına karar verildi. Avrupa’da dondurulan Rus varlıklarından 90 milyar avronun Ukrayna’nın yeniden inşası adı altında verilmesine onay verilmedi. Böylece, ABD Ukrayna savaşının iki yıllık maliyetinin Avrupa’ya faturalandırılmasını başarmış oldu.

Bu arada, Fransa ve İngiltere öncülüğünde 15 bin kişilik birçok uluslu askeri güç oluşturma girişimleri de başladı. Alman Die Welt gazetesinde yer alan habere göre, Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantileri kapsamında İngiliz ve Fransız silahlı kuvvetlerinin askeri uzmanları tarafından ayrıntılı bir plan hazırlandı.

Ukrayna’nın nadir elementlerinin yarısına baskı ve şantajla el koyan ABD için bundan sonra en önemli sorun ya da beklenti, sorunsuz şekilde nadir elementlere ulaşma, enerji kaynaklarına el koymak. Ukrayna savaşıyla hedeflediklerinin önemli bir bölümüne ulaşmayı başaran ABD’nin, Trump’ın Putin ile kurduğu ilişki sayesinde, Ukrayna savaşını bitirmeye çok fazla acelesinin kalmadığı söylenebilir. En büyük sorun, el konulan nadir elementler ve enerji kaynaklarını kullanamaması.

Trump, savaşan taraflar üzerinde kurduğu baskı ve yarattığı ilişkiler sayesinde savaşın bundan sonra kontrollü şekilde devam etmesinin koşullarını da yaratmış görünüyor. Bu aynı zamanda savaştan beslenen tekellerin de işine yarıyor. Artık çok fazla ilerleyemeyen ancak tehdit oluşturmaya devam eden düşman Rusya algısı, uzun bir süre daha Avrupalıların ABD’nin peşinde........

© Evrensel