Sendikacılar ‘sınıf atlarsa!’
Ülkede açlık ve yoksulluk artık öyle bir noktaya ulaştı ki, nereye kulak verseniz aynı haykırış yükseliyor: “Geçinemiyoruz.” Ocak ayında alınan maaşlar birkaç ay içinde eridi, alım gücü adeta buharlaştı. Hesaplamalara göre ücretlerin satın alma gücü yıl başından bu yana en az 5 bin lira geriledi. Zaten yoksulluk sınırını bir yana bırakın, açlık sınırına dahi yaklaşamayan asgari ücretlinin milli gelirden aldığı pay artık çay kaşığına sığacak küçüklükte. Milyonlarca emekli ise ikinci bir işte çalışmasına rağmen geçinemiyor; üstelik çoğu, asgari ücretin bile çok altında gelirlerle yaşam mücadelesi veriyor.
Meclis en düşük emekli aylığının ne olacağına ilişkin yasayı da hemencecik geçirdi, harca harca bitiremeyecekleri bir rakamı geçirdiler: 23 bin 550 lira…
Yoksulluğun ulaştığı boyutun en çarpıcı göstergelerinden biri de iktidar temsilcilerinin sözlerinden yansıyan itiraflar. AKP’li Mehmet Özhaseki, bir restoran açılışında, “Etin kokusu dışarıya gidecek. Bir fakir gelip de bakarsa onun karnını doyur. Senin durumun uygun olmazsa parasını da bizden al” diyebildi. Kimileri bu sözleri “Yoksulu düşünüyor” diye yorumlayabilir. Oysa bu cümle, ülkedeki yoksulluğun hangi seviyeye geldiğini özetleyen bir itiraftan başka bir şey değil. İnsanları et alamayacakları duruma getirdiklerinin kabulü…
NATO zirvesi öncesinde üzeri örtülmeye çalışılan yoksulluk tablosu yeniden bütün çıplaklığıyla ortada. Özhaseki’nin sözleri de AKP’li Şamil Tayyar’ın Antalya’da bir seyyar satıcının sözlerinden aktardığı, “İş yok. Eskiden geçenlerin ellerinde dolu poşetler, çantalar olurdu. Şimdi sadece su şişesi taşıyorlar” ifadesi de yoksulluğun gizlenemez izleri…
Sosyal hak savunucusu Hacer Foggo’nun paylaştığı örnek ise tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Henüz 18 yaşındaki bir genç kız yetersiz beslenme ve bakımsızlık nedeniyle baygınlık geçiriyor, saçları avuç avuç dökülüyor. Doktorlar, durumunun ciddi olduğunu ve iyi beslenmesi gerektiğini söylüyor. Ancak yaşadığı ev de elinden alınmak üzere. Üstelik söz konusu yer, farelerin dolaştığı, “ev” demeye bin şahit isteyen bir barınak.
Vatandaş böylesine ağır bir geçim mücadelesi verirken NATO zirvesi için kamu kaynaklarından harcanan tutarın en az 15 milyar lirayı bulduğu ifade ediliyor. Ama ne de olsa........
